14 November 2017

içimde tepişen pandalar ve kerimcan durmaz


rüyamda dijital ses kayıt cihazlarının fiyatlarını protesto etmek için kerimcan durmaz'la erzurum'dan istanbul'a yürüyordum. her mola vermek istediğim yerde kerimcan nur yerlitaş, demet akalın, seda sayan, fatih ürek falan gibi insanlarla buluşmak istediğinde onlardan kaçalım diye kerimcan'ı oyalamak için sürekli bahaneler uydurmaya çalışıyordum. büyük sıkıntıyla uyandım ve o leş hissin sızısı tüm gün üzerimden geçmedi. 1 litre kahve içmişim gibi ağır bi karaltı taşıdım üzerimde. ses kayıt cihazı, erzurum, kerimcan durmaz falan bilinçaltımın insanları internette stakladığım tarafından geliyordur kesin ama o günümü mahveden kaçma hissi ve sürekli bahaneler uydurmak zorunda kaldığım için içimi kemiren suçluluk duygusu her neremden geliyorsa oranın allah belasını versin. erzurum ne demek arkadaşım ya! 

07 November 2017

Kötü alışkanlarımın pençesindeyken siyah bot giymiş oğlana bürünmüş halim ve optik dış ses

Kafamın etrafındaki bidonun dışında bir dünya var, bidonun dışından sürekli içerideki kendimi  bir şeyler için ikna etmeye çalışırken buluyorum. Bazen iyi gelmeyen bazen de ilaç niyetine kötü alışkanlıklarım var. Her gün içimde kendimce planlar yapıyorum o kötü alışkanlıklarla ne yapacağımla ilgili. Bu kötü alışkanlıklardan kesin vaz geçmem gerekenler ve mutlaka hayatımın merkezine koymam gerekenler listesi yapıp her günün sonunda hepsinin ağırlığıyla kapının önünde bulup döşemecide yenilettiğimiz koltukta mıhlanıp kalıyorum. Geçen gün aşağıdaki videoyu gördüm Instagram'da, kendimi oradaki siyah botlu oğlana benzettim. Detoksunu yapmaya çalıştıklarımın kafasını yaşarken kendimi tam olarak öyle hissediyorum. Etrafımda bir sürü şey olup bitiyor ben ellerimi nereye koyacağımı bilemeden burka burka, etrafımdakilerin arasında kendimi belli etmeden doğalından durmaya çalışıp, ebleh halimi saklamaya çalışıyorum gibi. Tam olarak o oğlan gibi göründüğümü düşünüyorum sıklıkla. Postu belki yüz kere izledim altıma sıça sıça... Hayatımın büyük bir kısmı o siyah botlu oğlanın videodaki son 15 saniyesinde görülen hali gibi geliyor.

Siyah botlu oğlan olma halimle kavga etmek istemiyorum, olayım sadece buyken ve ben bu halimle çok mutluyken neden hep kendime sözler ve çeki düzen vermem gerekliymiş gibi hissediyorum acaba? Kafamda o bidonla yaşamanın tek zor yanı bazen etrafta çok fazla şey olup biterken orda olamıyormuşum gibi hissettiğim için kedimi eksik hissetmek. Ama işte o da her zaman olmuyor allahtan... Bu dertlenmelerim, peşinde olduğum önemli işlerim, hayallerim, korkularım falan o taaa kocaman evrende o kadar hiç bir yere düşmüyor, o kadar yok ki aslında. Varmış gibi yapmak zorundayım, yapmazsam kendimi nasıl oyalardım yaşamak için diye düşünüyorum. Yoklar ama yaşamak için var olsunlar diye uğraşıyoruz işte, adına da hayat diyorlar.

Sonra düşündüm bundan daha saçma ne olabilir diye...  Derken karşıma bir başka video çıktı. Bu Isntagram postundan daha saçma şu video olabilirdi ancak. Evrenden bir mesaj aldığımı düşünüyorum... Ben kendimi siyah botlu oğlan gibi hissederken bu videonun sağ alt köşesindeki optik çocuk gibi hayatta bir iş yapmanın, 100 üyeli bir kanalda evrende hiçbir yere düşmeyecek 161 kere izlenmiş bir videoya 5 küsür dakikanı harcamak paha biçilemez olsa gerek. Bilinçli ve doğal. Gerçek ve orada işte. Bu videoyu kendine iş edinip vaktini vakfeden optik kardeşimle her sabah hayatta kalmak için kendime anlamı olan nedenler uydurmaya çalışmam arasında ne fark acaba?




26 January 2017

doğum günüsü

sevdiğim birinin doğum günüyse içime kramplar giriyo hep. güzel bi hediye vermek isteyip amele gibi ya çaresizce 'iyi ki doğdun da tanıştık daha ne olsun' diye mesaj atıyorum ya da bu minvalde bi mektup yazıyom. geçen gece çok güzel bi hediye buldum. herkese... tüm sevdiklerime.

hediye diye en sevdiğim oyunu anlatıcam artık onlara. şu: kitaplığına git. eski okuduklarıdan bi tane seç. kıvırdığın bi sayfayı seç. yeniden oku. bakalım hangi satırı hatırlamak için kıvırmışsın o sayfayı hatırlamaya çalış. ya da altını çizdiğin satırları bul. bakalım ne hatırlayacaksın?
olabiliyorsa kutlu olsun... oynayabilirsen senindir. baktın olmadı, oynayamadın...

bi sayfa kıvır bakalım seneye ne olacak?