20 July 2016

keep calm and be fabulous

ctesi gecesi evin önünden geçenlerden korkmamak için 'milano'da defile izliyosun gibi hayal et' diye bi hikaye uydurmaya çalıştım ama olmadı. olabilirdi aslında o çirkin şalvarı podyumda görünce "ayçokoş, nasılda kombinlemiş" diyorum da mahalleden tekbirle geçerken niye "altına kaka mı doldurmuş o" diye pisleşiyorum. 

kapından geçenlerin vouge modeli olmadığını bilmek nası zor nası zor bilemezsin. insan başına gelmeyince bilmiyo işte kareş, bizimkisi de zor hayat. bağıra çağıra geçtiler evin önünden. bi an balkondaki gökkuşağı bayrağını kaldırsam mı diye düşündüm. devam ettim sonra. ertesi gece mahir eve gelince balkonda oyun oynuyordu ben de yatmıştım. sonra yine geldi bu gencolar sokağa ve yine maalesef podyum salınması değildi sebebi ziyaretleri. balkona gidip bayrağı bi güzel indirdim gittim geri yattım. aklıma gelen şey: 'mahir balkonda yarı çıplak oturuyo, bu gencolar ya bizim oğlana ateş ederlerse ibne diye' düşündüm. evet bunu düşündüm ve korkup o bayrağı indirdim. allah benim belamı versin. 'artık bi şeyin tarafıyım' ama neyin bilmiyorum. o bayrak benim için neşe ve yan yana olmaktan başka bi şey ifade etmiyodu. şimdi bu olayın öfke, korku, hayal kırklığı, haksızlık ve anlayamadığım bir zafer hissinde olan bir sürü tarafı var. o tarafların hiç birinde hissetmiyorum kendimi. bayrak inince bi şeyin tarafı oldum ve her nereyse orası sanırım bilmek de görmek de istemiyorum. korktum ve kendimden yana olan her şeyin karşısında durmak zorundaymışım gibi şimdi.

1 comment:

Deniz Karaoğlu said...

gök kuşağını indirerek önüne geçtiğin tek şey mahir in sekiz dakikalık muhabbetti olmuş bence.