29 June 2016

nereye sıçacak bu millet


evden başka yerde kakamı yapmaya yeltenmem, bilirim ki götüme söz geçiremiyorum yabancı yerde. eğer bi yere eğitime falan gitmişsek anca 2 ya da 3. günden sonra kaka yapabilirim. ya da koca kampüste aylardan sonra tek bi binada yalnızca 1. kattaki tuvaletin en baştaki kabininde sıçabildikten sonra sadece ama sadece orda devam edebildi bu macera. hiç zorlamam kendimi. bilirim ki kabızlık kendimi güvende hissedebilmemin doğasında var zamana bırakırım bağırsaklarımı. bu kadar bellidir benim bokla olan ilişkim.

yer gök patladı yine dün. geçen sene suruç patladı. suruç olduğunda böyle ağlamak gibi değil de sürekli gözlerimden yaşlar akar ve kontrol edemez bi gariplik yaşamıştım, 5 gün kakamı yapamamıştım. sonra ankaralar, antep, sultanahmet, taksim, vezneciler, bursa....ve ben her seferinde kabız oldum. 

28 June 2016

bi süredir her sabah aynı yerden kahve alıyorum. üçüncü falan gidişimdi sanırım, bu binada mı çalışıyorsunuz dediler. yok dedim. eğer orda çalışıyor olsaymışım yüzde 10 indirim varmış. bi oğlanla bi kız var kahvecide, dönüşümlü duruyorlar. kahveyi her aldığımda usanmadan "ne kadar" diye sorarken parayı da uzatmış oluyorum. kız varsa "6 lira verseniz yeter" diyor. oğlan varsa yanıt vermeden parayı elimden alıp bir sürü demir parayla birlikte para üstünü veriyor. bugün en sonunda internetten kahvenin fiyatını buldum: 6 lira 25 kuruş.

bi süredir terpide ben neden öfkelenemiyorum, öfkelendiğimde neden içime içime sıçıp susuyorum da sonra en sakin nasıl anlatırım diye uygun(!) kelimeler seçerken beynimdeki iltihap seviyesini zorluyorum diye yakınıyordum. bugün terpiste kahveci kızın "6 lira verseniz yeter" dediği zaman öfkeden kudurup hiç bi şey diyemeyişime mi yoksa bu cevaba öfkelenmeden eğlenemeyişime mi karar veremediğim için öfkelendiğimi anlattım.

sonuç: "bunlar çok yoğun duygular" oldu. 

09 June 2016

mış'lı gibi

yalan her zaman kötü bi şey olmayabilir. olabilir de. yalan kötü bi şey. yalandan daha kötüsü onun upgrade edilmiş hali olan mış'lı gibi yapmak. yani benim için öyle. yalanı affedebiliyorum ama öbürünü... hiç. kaldı ki bizzat ben, moda'daki en fancy kafeyi açtığını iddia edip bi tek ahşap masaya verdiği parayı çıkarabilmek için 7 ay jacobs satan hipster girişimcilerden daha beter mış'lı gibi yapabilen biri olarak kendimi de affedebilmiş değilim.

gelinlerin tatlı telaşı'nda "kızlar aslında hiç sevemem ama kaynanam bana aha bu gerdanlığı almış. ne dersiniz?" diye çakma garrard paylaşmak gibi bi şey mış'lı gibi yapmak.

mango'dan 49,90'a alınmış kahverengi vinleks eteğin altına süper ince füme çorap giyip wonder woman kadar seksi olduğundan çok emin kafayla cevabını dinlemeyeceği halde "olmuş mu" diye sormak gibi bi şey mış'lı gibi yapmak.

korkunun ilacı öfke öfkeninki de üzüntüyken her şeye atarlanıp bilge ve sevgi böceği, hali vakti yerinde ve mütevazı gibi görünmeye çalışan orta sınıf gibi bi şey mış'lı gibi yapmak.

canımsınız.



07 June 2016

king's garden

mış'lı gibi yapmakla ilgili maruzatım malum. ben de böyleyim çocuklar. moda'da kafem yok, mango'da vinleks eteğim de ama kendimi bıçaklamak isterken içime sıçtığımı kimse görmesin diye seke seke yürümüşlüğüm çok. kendi miş'liğimi farkedip üzüntüden geberdiğimden beri "dediğimin arkasında nasıl dururum lan" diye çok düşündüm. cevap çok yakınımdaydı. metrobüs!

kendime söz verdim. büyük konuştum, madem bu şehir beni öldürüyo metrobüse binersem karnı aç biri beni dövsün diye. metrobüse binmedim değil. hayatımda toplam 10 kere bindim. yolculuk evimden söğütlüçeşme (5') söğütlüçeşme'den artık her nereye gidilecekse ki en uzak zincirlikuyu oldu bu hayatta (22') toplamda  27 dakkamı alıyo. kafam neremden çalışıyo acaba? metrobüse bindiğim an "hadi bindim de bu otobüsten ya inemezsem" diye ölüyorum. heaa pratik mi pratik allahı var. kköy'den zincirlikuyu'ya 22 dakikada gidebilmek için isveç'te olman lazım. ama değiliz. metrobüs diye bi şey attılar götlerinden. isveç temalı pakistan oldu her yer daha çok. sırf sikici şehirde daha hızlı hareket edelim, etimizden sütümüzden daha uzun zaman yararlanabilsinler diye karıncadan devşirme memeli hayvan çeşidi olduğumuzun başka bi göstergesi işte metrobüs. binemiyo değilim. benim derdim inmekle! inemiyorum. 

evden vapura (7') vapurdan istanbul'a (max20') ordan da artık her nereyeyse (max 20') hadi indi bindi, pandik yedi kavga etti derken 60' olsun. hayatımda bi yerden bi yere gitmek için 33' daha fazla harcamiicam diye kanser olmaya değer mi? değmez. denize baka baka, günün nasıl geçiyo nesli konuşması yapa yapa günlük rutini yaşamak insanın bu şartlarda kendi için yapabileceği en basit ve en eşsiz şeylerden biri. bi yerden bi yere vaktinde gitmek için yarım saat daha erken çıkma alışkanlığı edinebilmek için plan yapıp, o plana uymak hayatta şu aralar mış'lı gibi yapma huyumu değiştirebilmek için bulabildiğim en minnoş egzersiz. 

burda böyle arkadaşlar.