03 July 2015

O da Senin Benim Gibi İnsan Diyebilme Mertebesine Erişmek de Benim İbadet Sebebim Olsun

Vapura 4 dakikadan çok varsa bi sigara içiyorum kapıda. Tabi her seferinde binbir tip binbir hikaye... Bazen keşke sokakta olan bitene bu kadar kafam gözüm kulağım takılmasa ben de iskelede  gürültülü detone müziğe hayatımda ilk defa sokağa çıkmış görünen apaçiler gibi bakabilsem diyorum. Olmuyor. Kosmos bana bunu reva görmüş, çekilecek çilem varmış işte diyip yürümeye çalışıyorum.

Bu sabah şunu düşündüm: Keşke kendimden olmayanı gördüğümde 'o da senin benim gibi bi insan' diyebilsem. Burda insanoğlu olarak ermemiz gereken iki mertebe var. O da bende yok sanırım. Ya da insan olmanın doğasında...
Biri: Kendimizi hep bi bok sandığımızdan, sandıklarımızın diğerlerinin sandıklarından daha kabul görülen, doğru yolda olan olduğuna deli gibi inanmış olmamak olgunluğu mertebesi.
Diğeri de: Bu inandıklarımızdan arındıktan sonra herkesin arınmış olmasını dileyebilme sakinliği içinde ne olduğuna nasıl aksiyona geçtiğine ulvi şeyler atfetmeden, iskelede bozuk dıstorşınlı müzik yapan görme engellilerin müziğini dinleme bahanesiyle etraftaki karıya kıza trollenen apaçilere bakıp iğrenmek yerine 'onlar da senin benim gibi' diyebilmek mertebesi. Olmuyo yapamıyorum. Hep bi çatışma halindeyim. Bir gün içinde bir insanın olması gerkenden çok fazla yerde, çok fazla şekilde ve çok farklı durumlarda oluyorum. Sabah tüneldeki gececi abilerle Şişhane merdivenlerde bira içip mahallenin huzuru sizin selametli duruşunuza bağlı konuşması yaptıktan sonra akşamına yaratıcı endüstrilerde höbölü höbü ve sanat diye bi şeyin konferansına gidip gece de mahallede rakı masasında gıybete oturabilme potansiyeline sahip bir nine gibi davranabiliyorum. Ve tüm bunların kendi hikayemde bir yeri ve bir anlamı var. Birbirlerinden alakasız şeyler değil yani.

Bu errorların
dünya için bir anlamı olmasa da benim dünyam için bir anlamı olmasına çalışıyorum. Olmuyor ama işte. Çünkü her akşam üzeri Kadıköy iskele meydanından geçerken 'iiğ bok gibi bu insanlar keşke ölseler' diye içimden geçiriyorum her şeye rağmen. Benim burda ne işim var neden gitmek istediğim yere ışınlanamıyor ve burdan geçmek zorunda kalıyorum diye aklımdan 1 sn bile olsa geçiriyorum. Ayıp ediyorum sonra da çok üzüüyorum bunlar aklımdan geçtiği için.
Olmaz.

Lise arkadaşlarımla buluştum. Sanırım her birimiz benzer şeyler hissetti hayatlarımızın ne kadar değiştiğine dair. Ben yine 1. saatin sonunda 'ay sen ne kadar şeysin' kişisi oldum tabi. Zeka yaşımın 12'de end up etmiş olması beni artık o kadar rahatsız etmiyor sanırım. Ama gerektiğinde bir hanımefendi gerektiğinde ortamın orospusu olacaksın mottosu bende her daim 'ortamlar benim orospum olsun bi önce hanımefendi kim olacakmış o zaman bakarız'dan öte gidemiyorum. Eski arkadaşlarımın fotolarına bakınca az çok bu hayatta ne olduğuna dair fikrim geliyor bu da benim iskelede yaşadığım kısa kendimden geçişlerde kaybolmamama yarıyor. Kendimden sıkıldım yeminle.


No comments: