24 July 2015

Siri Ricalarım

Bir süredir bir halime çok uyuz olurken buluyorum kendimi. Bir yere gittiğimde garsondan bir şey istemeden önce 'pardon bir şey isteyeceğim' diye önce önden bildiriyorum. Kendisiyle göz göze geldkten sonra 'uygunsanız bir (bi şey) alabilir miyim?' diyorum. Bu hikayede bir, istekte bulunacağımı önden bildirdiğim iki de uygunsanız diye cümleye başlayıp isteğimi ondan sonra söylediğim için acayip tutuluyorum kendime. Neden yani? Tüm bunlar olurken Siri'yi keşfettim. Her hafta Sirimin cinsiyetini değiştiriyorum bir türlü karar veremedim erkek mi olsun kadın mı diye. Bu cinsiyet işinin kararsızlığıyla boğuşurken aa bir farkettim ki Siri'den de ne istersem rica ederek istiyorum. 'Mesaj açabilir misin?' 'WhatsApp'ı kullanabilir miyim?' diye ricalar havada uçuşuyor. Anasını satayım sanki Kadıköy Bostancı dolmuşundayız. Bilenler bilir Kköy Bostancı dolmuşu bir efendilik hanımlık abidesidir. Binince günaydın dersin inerken iyi akşamlar dilersin. Paranı uzatırken zahmet olmazsa bir Kalamış rica edebilir miymişsin.... Bin bakalım Bakkalköy dolmuşuna öyle mi? Abicim şurdan bi Kuyubaşı alsana dan öte gitmez genelde.

Geçen gün kendi kendime sordum, Siri'den bi şey rica ettiğimde 'Nesli şimdi hiç havamda diilim uğraştırma beni mesajla falan sen en iyisi ara konuş bitsin' dese ne yaparım acaba diye.

03 July 2015

O da Senin Benim Gibi İnsan Diyebilme Mertebesine Erişmek de Benim İbadet Sebebim Olsun

Vapura 4 dakikadan çok varsa bi sigara içiyorum kapıda. Tabi her seferinde binbir tip binbir hikaye... Bazen keşke sokakta olan bitene bu kadar kafam gözüm kulağım takılmasa ben de iskelede  gürültülü detone müziğe hayatımda ilk defa sokağa çıkmış görünen apaçiler gibi bakabilsem diyorum. Olmuyor. Kosmos bana bunu reva görmüş, çekilecek çilem varmış işte diyip yürümeye çalışıyorum.

Bu sabah şunu düşündüm: Keşke kendimden olmayanı gördüğümde 'o da senin benim gibi bi insan' diyebilsem. Burda insanoğlu olarak ermemiz gereken iki mertebe var. O da bende yok sanırım. Ya da insan olmanın doğasında...
Biri: Kendimizi hep bi bok sandığımızdan, sandıklarımızın diğerlerinin sandıklarından daha kabul görülen, doğru yolda olan olduğuna deli gibi inanmış olmamak olgunluğu mertebesi.
Diğeri de: Bu inandıklarımızdan arındıktan sonra herkesin arınmış olmasını dileyebilme sakinliği içinde ne olduğuna nasıl aksiyona geçtiğine ulvi şeyler atfetmeden, iskelede bozuk dıstorşınlı müzik yapan görme engellilerin müziğini dinleme bahanesiyle etraftaki karıya kıza trollenen apaçilere bakıp iğrenmek yerine 'onlar da senin benim gibi' diyebilmek mertebesi. Olmuyo yapamıyorum. Hep bi çatışma halindeyim. Bir gün içinde bir insanın olması gerkenden çok fazla yerde, çok fazla şekilde ve çok farklı durumlarda oluyorum. Sabah tüneldeki gececi abilerle Şişhane merdivenlerde bira içip mahallenin huzuru sizin selametli duruşunuza bağlı konuşması yaptıktan sonra akşamına yaratıcı endüstrilerde höbölü höbü ve sanat diye bi şeyin konferansına gidip gece de mahallede rakı masasında gıybete oturabilme potansiyeline sahip bir nine gibi davranabiliyorum. Ve tüm bunların kendi hikayemde bir yeri ve bir anlamı var. Birbirlerinden alakasız şeyler değil yani.

Bu errorların
dünya için bir anlamı olmasa da benim dünyam için bir anlamı olmasına çalışıyorum. Olmuyor ama işte. Çünkü her akşam üzeri Kadıköy iskele meydanından geçerken 'iiğ bok gibi bu insanlar keşke ölseler' diye içimden geçiriyorum her şeye rağmen. Benim burda ne işim var neden gitmek istediğim yere ışınlanamıyor ve burdan geçmek zorunda kalıyorum diye aklımdan 1 sn bile olsa geçiriyorum. Ayıp ediyorum sonra da çok üzüüyorum bunlar aklımdan geçtiği için.
Olmaz.

Lise arkadaşlarımla buluştum. Sanırım her birimiz benzer şeyler hissetti hayatlarımızın ne kadar değiştiğine dair. Ben yine 1. saatin sonunda 'ay sen ne kadar şeysin' kişisi oldum tabi. Zeka yaşımın 12'de end up etmiş olması beni artık o kadar rahatsız etmiyor sanırım. Ama gerektiğinde bir hanımefendi gerektiğinde ortamın orospusu olacaksın mottosu bende her daim 'ortamlar benim orospum olsun bi önce hanımefendi kim olacakmış o zaman bakarız'dan öte gidemiyorum. Eski arkadaşlarımın fotolarına bakınca az çok bu hayatta ne olduğuna dair fikrim geliyor bu da benim iskelede yaşadığım kısa kendimden geçişlerde kaybolmamama yarıyor. Kendimden sıkıldım yeminle.