25 December 2012

hani sessiz delgadina vardı ya! bok yemiş çok afadersin. hiç bu kadar bombalı ve hiç bu kadar sessiz olmamıştı hayat. cümleye hiç bu kadar'la başlamak hata sanırım.

nesli olmanın, her yeni güne 'hiç bu kadar'la başlanamayacak kadar kavgalı aymalara gebe olduğunu  hala öğrenememişim gibi...

23 December 2012

hiç değilse 27 kere aklıma gelmiştir oturup yazmak bıdır bıdır; bazen olanları bazen de olandan ziyade aklımda hissimde kalanları yazarım diye düşündüm. hemen hemen her hikayede özenle büründüğüm 'kura çekicez sana çıkacak nesli' rolünü elbette bu seferde hiç zorlanmadan ilk denemede aldım üzerime.

telefonuma not ettiğim, unutmayayım diye birilerine mesaj attığım bazı komik hikayelerim oldu, bu zamana kadar olan komikler listesinde top 10'a girebilecek. yeni hedef kitle bir öncekine göre daha sığdan anlaşılabilecek kadar günlük ve dünyevi ve yine bir önceki kadar aynı şiddette gerçek. 

yeni insanları yeni mekanlarda ve hiç bilmediğim kavgalarda tanımak bana ne verir benden ne alır bilmiyorum ama çok da önemli değil sanırım. bugün burda bu insanlarla bunu yapan nesli, yarın her ne sikim yaparsa yapsın olan biten o andan o mekandan ve ordaki kişiler kadardan ibaret.

korktuklarım, saçmaladıklarım, çakmalıklarım, gidip gelmelerim, bugün burda yarın orda olmalarım ne diğerleriyle ne de içinde olduğum hikayenin anlam ve öneminde. canım istediğinde gelmek canım istediğinde kalmak canım istediğinde dönmek-dönüşmek bugün olduğumun yarın aslında hiç olmamış gibi olması bir sonraki yarında da 'aslında vardı da şimdi o zamanki gibi değil' gibi olması çok benlik bişey. ve nihayet olduğumla doğduğum arasında dağlar kadar fark olması, biraz eksik biraz güzel biraz garip biraz yalan biraz -mış gibi olması kavga etmekten vazgeçtiğim şey oldu. 

şimdilerde yazacak bir sürü komik olay var ama sosyal medya ya beni takip eder de hangi mekanda hangi zamanda kimden bahsettiğim anlaşılırsa diye paranoya yapıp çok yazamıyorum. günün sonunda yemek yediğin kaba sıçmamak lazım yavşaklığında end up ettiğim söylenemez elbet; ancak olayları kişilerden bağımsız genelleyip güldürmeli yazmalarıma biraz daha var sanırım. 

bazen hakkaten tivit atıp feysbukta fingirdeşemeyecek kadar koşmalarda bazen de koşmasız sakinliklerde oluyorum son zamanlarda. 

der ve özetlerim son zamanlarımı. 

tabi bi de bildiğim kelimelerle anlaşılır bu satırları yazan zihnim keşke kim olduğumun ifşa olmayacağını bilse ve yeni öğrendiği kelimelerle yeni tanıştığı şeyi anlatabilse. anlatamam ama tarif edebilirim belki 

02 December 2012


cümleyi tamamlamadan bitmiş.
sana bi gün alatıcam
-tehdit eder gibi. "bekleme sen git ben sana yetişirim" der gibi. anladığına ikna olabileceğimi hissettiğim gün geldiğinde "herkes aynı şeyi anlasın ki kafalar karışmasın" sözü verir gibi-  

neyi?
-cevabını bilmediğini sanarken, sırf aradan uygun kelimeleri seçemediğin için, uygun cümleyi kuramadığını düşündüğün şeyi. o zaman 'neyi' sorusu niye? kime? 

turuncu tilkiyle pemboş'un koltuğun köşesini paylaşamaması gibi 'neyi' diye sormak :) 

tüm o soruları neden sorduğunu, cevaplarını neden gülerek unutturmaya çalıştığını bana -----------

eğer cümleyi tamamlayabilesydim: "tüm o soruları neden sorduğun, cevaplarını neden gülerek unutturmaya çalıştığını bana aslında çok iy biliyorum" yazardım. kim daha ne kavgam yok nasılsa :)


ellerim varmış-dı
bi de
yerlerim
hiç tanışmadığım arkadaşlarım...
affetmek için lazım gelen şeyle
terketmek lazım gelen şey,
anlamak için lazım gelenin uzaktan akrabası gibidir.
oysa ki anladığında affetmez, terketmez, kendine gidersin en uzun yoldan.
uzun yol ama en süprizli, birazda ağlatan acıyla, korku. ama gercek
sessiz
bakarken öpen
konuştuğunda avcunun içini gıdıklayan
konuşmazken ne dediğini bilen gerçek.
nerden geldiğimi bil(e)meyen gibiyken yerimi gözleri kapalı tarif eden.