23 November 2012

bazen, kafamda huni olmasaydi kalbim kan pompalayamazdi gibi geliyo.

dip boyası gelmis kadınları başarılı bi makyajla görünce, ankara'da sabah ayazı yemiş gibi huysuzlanıyorum. o ayaza çare yoktur çünkü; muhtemelen bir istanbul yolculuğu sonrası otobüsten - trenden falan inilmiştir ki o ayaza maruz kalınmıştır. yoksa deli mi sikti sabah sabah ankara'da niye ayazda dikilelim?

titreşime alma tutlması diye bişey var bu hayatta. telefonu bünyede artık organ işlevi gören insanlar anlar bunun ne demek olduğunu.


bu kolzet kapağının kapalı kalması, içeri dışarı işemek gibi boklu çişli bişey konuştuk bugün. eğer klozetleri temizleyenler erkek olsaydı bu hayatta 'işedikten sonra kapağı indir' diye değil 'işedikten sonra kapağı kaldır' diye bi kural olurdu. kaç anne tanıdım oğlanı eğitirken 'aaa ama çişten sonra kapağı indirmeliyiz oğulcuğum' diye mıcmıc anlatan.

geçen sabah köpeklerini gezdiren 2 teyze gördüm. köpekler birbirlerine hırladılar. sonra teyzelerden biri 'aaaaa badi çok ayıp, kardeş o kardeş' diye söylendi kendi kendine (ama aslında öbür teyzeyi hedefleyip, kızım sana diyom gelinim sen işit düğmesine bastı). yemin ederim bütün sabah mahmurluğum gitti ayılıdım. sorasım geldi teyzeye 'havan kime yabancı' diye. o teyzelerin dili olup sabaha kadar anlatsam bitmez 'nerden gelip nereye gidiyosun ey yolcu' diye başlasam lafa...

bu sabah farkettim ki 3 gecedir yatarken saatimi çıkarıyomuşum. mesela bu da saatimle sağ bileğimin dili olsam da sabaha kadar anlatsam kafası gibi bişe. aklıma sığmayan dağarcığımda olmayan kelimeleri artık ben de bilemiyorum nereye yazsam diye. yazmadığımda unuttuğum şeyler gibi olmuyo nedense bi süredir. yazmıyorum, uyuyorum uyanıyorum hala ordalar. 

'ölsem, sonra yeniden doğsam' ne dilerdim sorumun cevabını buldum :) birazdan biraz daha fazla utandım. çünkü manyaklığıma baki yüzyıllarımın sorusuna bi cevap buldum. güzel olunca utanıp asabiyet yapan zihnim, cevap potoffff diye aklımda patlayıp gazdan tozdan öte gidip tere karışınca, error verdim. mevzu ölmekle doğmak mı, doğmakla olmak mı hala çözemedim. 

bu akşam ulusoy'u pijamalarımla basıp 'neden bu biletler her yazahanede farklı fiyat laaağğğğn' diye içeri girdiğimde bi teyze kucağındaki poşetten kuru üzüm yiyip fener - marsilya maçı izlerken 'tüüüüü senin ayağına yılanlar dolasın caner' diye söyleniyodu. bi an teyzeden bi farkım olmadığını düşündüm. belki de yok. yok yok var ama olmayabilir de. ne bilim kafam karıştı işte.  



19 November 2012

ben bir muşluyum

rüyamda gördüğümü sanıp aynı vagonda uyuduğum çocuğun lavaboya işeme hikayesini, erzincan otogarında (ki kendisi 2 göz yazahaneden bozma lokantamsı bi yer) üzerimde büssürü parayla uyumamı yüksek sesle anlattım evet! kablolu yayın seyrettiğini sanarken farketmeden digiturk kumandasıyla televizyon açmak gibi bişe bu da napiim yani

telefonumda bi takım notlar var. bi kısmı sonra belki yazarım diye başını not ettiklerim (ve tabii ki yazmadıklarım), bi kısmı katlı otoparklarda -kim bilir kaç kere unuttum parkettiğim yeri de saatlerim gecti o izbe basık yerlede- arabayı park ettiğim tarihle birlikte rakam(kat) harf(blog) ve numara(sıra)  bi kısmı da elimdeki kitap bitince okiim bari die aklıma gelen kitap isimleri.

bi de ne olduklarını hiç bilemediğim notlar var, mesela: 'oğlum bak git bazı kızlar çok güzel, peki ataistler bunu nasıl açıklayacak? sizden ötütrü mü bizden ötürü mü diye? bunun cevabını ben bilmem beyim bilir.' kim bilir neden not ettim? işte bazen böyle bazı şeyler oluyo, o an çok var ve gerçek sonra o an geçince kokusu hissi kalıyo ama kendi olmuyo gibi. içindeyken içine girdiği için dışında yok ama aslında dışarda bi yerde var gibi :D (beyin var dediler geldik ama adresi yanlış almışız galiba neslicim)

bu videoyu izlediğim her seferinde 'gerçek değil kurmaca' olduğunu biliyorum diyorum ama muşlu kadın var mesela bu hayatta. yani kadın var, olan gerçek ama izlediğimiz şey kurmaca. gün içinde bazen karnımda kelebek uçması gıdıklanma de böyle işte. sonra 'kelebek canlısı bi insanın karnını gıdıklayamaz ki' varsayımıyla peş peşe farklı türevlerde 30 cümle geliyo
aslında kelebek yok ama karnım gıdıklanıyo
gıdıklaya kelebek uçmaz
gıdıklanan kelebek karında uçar
kelebek gıdıklıyosa karnım var demektir
uçan karnım olabilir, gıdıklanmak kelebekten ötürüdür
kelebek burda karnım orda, ikisi bambaşka şeyler
kelebek aslında uçuyo  karnım çişim olduğu için gıdıklanıyo
kelebeğin karnı aç olmalı

uç uç kelebek karın gıdıklamak içindir

gıdıklanan kelebek uçamaz
gıdıklanan karnımsa, uaçn kelebeğe helal olsun
karına uçan kelebek gıdıklar
.....
diye gidiyo

tam da bu yüzden belki 35 yaşına gelmeme rağmen (3 sene dediğin su gibi geçer o günleri de görürüz kafalı varsayımdır) hala kendimi 5 yaşında hissederken kimse bana gerizekalı olduğumu söylemeden altıma neden sıçtığımı anlamiicam. şimdi böyle yazınca da birden itiraz edesim geldi duruma. 'neslihan sen bi gerizekalısın' diye kimse açıkca söyelemse de ısrrala 'eşek olan anlar' türden ısrarla imalarda bulunan arkadaşlarım oldu şimdi allah için... ama kim bilir ne zaman kulak asıcam? belki gerçekten 35 olduğumda olur :)

geçen perşembe içerde '..... bilmem neyin de bilmem ne olduğunu düşünüyorum' '...... şunun da böyle olduğuna inanıyorum' diye belki 7-8 sonu noktalı cümle kurdum. (noktalar bold altı çizili italik ) cümleler ağzımdan yüksek sesle çıkar çıkmaz 'bu söyediğime katılmıyorum' diyip kendi dediğime karşı çıktım. son zamanlarda yüksek sesle söyledikten sonra aslında olmadığına ikna olduğum büssürü şey oldu dışarda. (burda yazar içerisi kelimesini senas odası, dışarısı kelimesinii seans odası olmayan her yer olarak belirtmek istemiştir) uçan kelebek gıdıklar desem sonra 'bu söylediğime katılmıyorum' ayması yaşarım belki.

barmene şatınız var mı dedim. var dedi: cek var viski var jager votka var dedi. (ben cekle viski arasındaki farkı bilmiyorum şahsen) sonra da önüme 3 renk şişe koydu. bunlar ne likörü diye sordum sonra içimden 'neslicim seni şöyle mağmaya alalım' diye yol verdim kendime. şişeler nar kavun ve buluberi şerbetli votkaymış. şerbetleeeeerrrrrr dedim sonra. şerbet önemli. nabzın bile şerbeti var bu hayatta narın olmuş çok mu? neyi hor gördümse anlamadım gitti. hemen silkelenip kendime geldim zaten. her narın şerbet hakkı olmalıdır. olması için elimizden gelen her türlü desteği, bu hayatta şerbetsiz nar olmanın ne menem bi sıkıntı olduğunu bilmeden şerbetsiz narlar olmadığımız halde vermek boynumun borcumuzdur.

boymaktan boyun: kelime 5 harflidir. 5*10= 50 puan

17 November 2012

tam 'hmm güzel ama neyse ki kokusu yok' derken... dinimiz aminlere geldi her şey.

15 November 2012

sıçtık. yani ben sıçtım. ama az :/

neyse ki hala aksak allı dedeyim (tdk'nın bokluğu) bu çocukları çok beğendim. favorim love story üzerine bi tanem'i söyledikleri kayıt
bi de bu 
her şeyin bi zamanı var tabi. mal gibi dinlemeyin bebeler, az gerizekalı olun ondan sonra