02 May 2012

bişe aklıma düşünce yapmadan duramıyorum ama dünyanın en büyük eziği olduğum için de tek seferde 'heyt ulan yapıom n'abalım' diyip bodos dalamayıp önden ya demolar ya da kendi kendime 1000 kere tekrar etmelerden sonra hareket edebiliyorum ya....

şimdi aklımdan geçenleri 'istiyorum' demek bile korkutucu gelirken bi yandan da 'eee aq n'olcaksa olsun' diyip yapmamak için zor tutuyorum kendimi. aslında zor tutmak mı yoksa kafada zaten oynadığım maçın başlama saatini beklemek mi ondan pek emin diilim.

hafta sonu bi durdum 'n'abıyon lan' dedim kendime sonra cevabımdan korktum.
'allaaammm duramıyorum n'apcam?' paniği geldi. bittikkkk :)

etrafımdaki çoğu insan doğdukları şehirden başka bi yerde yani burda yaşıyo ve şimdilerde ara ara 'ulan nası bişe acaba onlar için bu durum' diye düşünüyorum. bunu en çok da bi arkadaşıma yol tarif ederken hissetmeye başladım. çünkü artık istanbul'da yollar her 6 ayda bir değişiyo ve o yol benim için hep yeni yol oluyo. halbu ki birileri içinse o yol orda hep vardı ya da olması gerektiği yerde olması gereken şekilde. maçka'da nikah salonunun girişini değiştirmişler oysa ki o yolun değişmesini bırak nikah dairesinin orda olması bile benim için yeni bişe.

galiba doğduğum yerde ölmiicem... ya da mesela bi süre doğduğum yerde doymiim. benim için de yeni yapılmış yolların aslında hep orda olduğunu düşündüğüm bi yer olsun. mesela bundan 5 sene önce 'buralar hep çayırdı' dedikleri bi yerden yol geçsin ben de her sabah o yoldan bi yere gidiyo oliim....

henüz geri saymaya başlamadım elbet, daha kafadan bi 2 senesi var sanırım. ya da yok... belki doğduğum yerde ölürüm ama ölürken şu anda her ne isem o değilken öliim. mesela ayakkabı giymekten nefret etmeden ya da güzel yemek pişiren hatta yemek pişirmeyi seven biri olsam fena mı olur? şimdiye kadar yok sayıp 2 kuruş değer biçmediğim bir sürü şey kendim için hala olmasa bile birileri için doğru ise başkalarının değer biçtiği gerçeklere ya da tercihlere 'bok' demiyorum. sikoloğa gitmenin böye bi halüsinatif tarafı var bence. başedemiyosan kabul et, adını da içimizdeki serüvende gözle görülür yollar katetmiş yetişin koysunlar. ya da gerçekten yol katetmiş olasın ama bunu anca bin sene sonra anlayasın.

yürü git nesli-han!


No comments: