31 March 2012

karnım o kadar da aç diildi ama yinede yedim o boklu kokoreci. sabah uyandım klasik sabah kasılması hafif bi yanmayla taçlanmış. olsun dedim içimden 'o kadar boklu boklu yedik bu kadar yanma normal'. sonrası zaten bitişş. organlarım da çıktı kusarken, bitmeyen kusma olsun diye neonlar yanıp sönmeye başlamıştı ki müdahale etmeden geçmeyeceğine kanaat getiren ev halkı olaya müdahale etti.

sonrası klasik: e neden yedin bilmediğin şeyleri dışarda
e o saatte yemek mi yenir
bilmiyo musun miden kötü neden dikkat etmiyosun....

la aq bu lafların hepsi aynı yere düşüyo. canım istedi yedim. gerekli olduğu için ya da lezzetli olucaanı idda ederek de yemedim. yedim işte. hasta oldum yattım. n'oldu siz mi yattınız doktor hanım?

hayatta herşey doğru bi benim boklu kokoreç yemem yannış di mi? bencede.

'şimdi tabi en iyisini sen bilirsin de ne gerek var' diyerek başlayan cümleler hayatımı sikti. gerek yok ama ben bilirsem madem onca can sıkıntısı oluyoken en son ihtiyacım olan şey bol 'ama' vurgulu ve yaşanan durumu kolaylaştırmayan hatta üzerine bi daha hatırlayıp anlamsız sıkıntıya sokan zevzeklikler...

ben bilmiyorum sadece yapıyorum. kaldı ki göründüğü kadar kolay da değil. yedim boklu kokoreçi n'oldu? gördük. giren çıkan bana size ne doktor hanım.

dün gece uzun zamandır konuşup konuşup üzerine ağlak ağlak vahlandığımız hikayeden çıkıp 2-3 saatte olsa kendi gibi 'orda olabilme'nin dayanılmaz doğallıyıla takılındı. fısır fısır konuşulcak mızmızlancak şeylerle de nefes alınıp verilebildiğinin ilk denemesi oldu belki. doom günü kızı ev sahibesi rolünde çok başarılıydı, mekana girer girmez hazırlatılan şatları 'ne ciciyiz di mi' gülümsemesiyle çaktı hepimize, ayarı verip pamuk kıvamına getirip gecesine başladı. hastasıyız böyle manevraların :) annane doğmuş bünyesine 24'ünde adapte olmaya çalışıyo hala o ayrı mesele. e herkesin bi çelıncı var bu hayatta. seninki de bu olsun bebişim. en son bodrumdaki gibi bi gece insan ve kişi analizi yapabilcek kadar uzun kalaydım daha neler anlatırdım ama :))) bu kadar kafi. herkes bu kadar uçta ve bu kadar teyet geçerek devam ederken yapılması gereken en son şey etrafta olup bitenleri uzun uzun anlatıp ayağıma dolamak.

gözümde 'bu kokoreçi yiyim di mi?' diye rexx büfedeki abiye yalvaran gözlerle bakan fırat canlandı. 'pis diil di mi' yesem ne güzel olmaz mı?

göt bok sıç tööbe allam sıçç bok 

25 March 2012


son günlerde duyduğum en komik şey: peki o kötü huylu tümör ya götüme kaçmışsa napcaz? göte kaçan tümör :)


annanemden anneme geçen bi hıyarlık var bana nası geçmediğinin hikayesi karışık ve uzun ama onun adı da nesli olmak sanırsam. hıyarlığın adı 'kendini telkin et' oyunu. hiç oynamadım. çünkü tam olarak ne yapmak gerekli telkin oyununda bilemedim. üzülmekse üzülmek küsmekse küsmek ne sikimse hissim o oldu.

son sözüm şudur telkin oyununa: insanın kendine eziyet etme borcu mu var ki başa çıkamadığında telkin etsin kafayı. olmayan bişeye neden inandırsın kendini? kendi kendine verilcek en acımasız ceza olabilir mi telkin oyunu.

bu ara herkes birbiriyle ilgili dedikodu yapıyo sonra da 'edepli' davranmak için gidip en son lafın sözde! sahibiyle konuşuyo ya! son zamanlarda şöyle bişe oluyo, cümle içinde kullanılan kelimeler lafın ilk sahibini ele veriyo. tabi böyle durumlarda kendi kelimeleriyle konuşamayanlar başkalarının kelimeleriyle birbirlerini yaralamaya çalışırken aslında kendi idam fermanlarını da imzalıyolar. horozlanıp caka satarken kendi kelimelerimizi kullanalım diye öğreticem bundan sonraki çömlere.

bi senede bin kere taşınma rekorunu kırmak için biraz geç kaldım. sene geçti ama umutluyum 2013' mart'a kadar 2 kere daha taşınma planındayım. pencere yüksekliği ve banyodaki su borularına tutulmasam herşey daha kolay olucak. nası bi yer olmasını istediğimle ilgili hayalim (en azından rengi) hayal meyal olmadığı için mutluyum. evin, aklımda hayal meyal olmamasına rağmen bulunamıyor olması hayal meyal olmaması halini bi bahane olmaktan çıkarıyo mu yoksa hayal meyal değil ama bulması imkansız hale getirdiği için bahanenin ta kendisi mi oluyor ondan emin değilim. (tam olarak böyle hissediyorum ama biraz karşık galiba) anlayabilecek 3 kişi tanıyorum 3'ü de homo. asıl soru ev nerede  değil o renk ev nerde.

sanırım en çok ihtiyacım olan şey konuşmak değil anlatmak.
çimlere basmak nie yasak la?
yayaların arabalara yol verdiği bi yerde neden yaşamak istesin ki insan?
pilates yaptığında sıkılaşıyomuşun. sıkılaşmak! çok eğleniyorum.
kesilen kemiğin ucunda azcık kalmış :) yine çıkıo. o da sıkılaşır mı acaba?

09 March 2012

bu sabah farkettim ki, bir günden çok şey bekliyorum ya da bir gün dediğim şeyi gözümde çok büyütüyorum. bunların hepsi gün ola hayrola ezberinden geliyo. kim öğretti ki bana yeni bi günün dün olmadığını ve gelen günle dünden kalan işleri yapabileceğimi ya da yetiştirebileceğimi? bu hurafe kılıklı ezber yüzünden işleri öteleye öteleye bi sabah bi uyanıyorum başucumdaki neon tabelada mordan sarıya sarıdan yeşile yeşilden sıçtın mavisine dönen renklerde 'son 2 gün' yazıyo, yanı yanıp sönüyo :)

şu haftayı bi atlatayım sonra daha rahat olucam cümlesini de artık habeye söylediğimi bildiğim halde vazgeçmeden tekrarlıyorum.
'şu hafta bi geçsin ki gelecek hafta daha da götüme girsin; bu hafta aldıklarımı folloşluktan hissedemedim' gibi duyuluyo olabilir artık. bi yandan da, hayatımda olup bitenlerin götten duyulması vesilesi ile follofoşluğumun sınırı kalmamışken, orospuluğumun tanımını benden başka herkesin belirleyip bu fütursuzluktan cesaretle çat kapı densizlikleri yüzünden neyin nasıl duyulduğuyla ilgili bol pratikleri günlerim geçiyor. hoşuma gitmeye başladı. biraz daha mı ileri gitsem ne?

büyücü, kral ejderha masallarına ara verip şimdilerde 'yanlış bütün' ve 'kötü şimdi'yle ilgili yazılan şeylere sardım. anlamadığım nesli hali daha da karmaşık hale gelio ama sevdim :) ne demiş büyük insan: yanlış yaşam doğru yaşanmaz. amin



07 March 2012

zamanı olmayan bana gelsin. 'nesli yapsın' episode 872.

müziğin sesini kıssınlar lütfen.
şöyle yapalım: nesli ölsün hepimiz rahatlayalım.
'iyi' (her ne demekse) olmakla bencil olmak arasında bi ilişki / orantı / bağ / sik-sok olmadığını bi gün anlamak üzere birinin kafama çekiçle vura vura beni öldürmesini diliyorum. keza artık kaça bölündüğümü bile hesaplayamaz hale geldim.
yaparsam ölürüm vs. ölmezsem yaparım.
ipimi çözün ben gideyim.
çok yakında sinemalarda