31 December 2011

geleneksel yıl sonu muhasebesi yapmak icab ediyo sanırsam da bilemedim neyi hesaplasam diye.
resmin içine girip bakınca anlat anlat bitmezler var
ordan bakınca klasik nesli halleri olaylar var
tek tek hatırlayınca yuh aq bi o eksikti dedirten 'e bundan başkası da beklenemezdi'ler var
her sene olduğu gibi beklenmedik komik kazalarla kendimi yaralama hikayeleri var: 
çatıdan inmeye çalışırken balkona düşüp elimi incitmek en komik olandı. 
memleket meselelerine darlanıp girdiğim bunalımı kamufle etmek var:
içeri alınan tanıdıklar, yanlışlıkla ölen insanlar... hepsiniz yazsam tek tek yılın gerisi gölgede kalır.
sabahında hatırlamaktan utandığım sarhoş hikayeleri var:
dans ederken çocukları karıştırıp gey olanla öpüşmek. 
verilip alınan kilolar var:
önce 9 verdim sonra 4 aldım şimdi 2 fazlam var gibi bişe. tam da hesaplayamıyorum aslında ruh halime hangisi yakışıyosa idal kilom o sanırım. nasılsa hiç bi zaman paket gibi götü olan tay gibi bi kadın olamiicam. buna da şükür. 
taşınılan evler var:
kifoz hala dizimin dibinde ama kendisinin ayaklarımla olan ilişkisini keşfettikten sonra kendi yerimin neresi olduğuna dair daha net bi hisse sahibim nihayet. en güzel yer henüz gidilmemiş olandır kafasıyla hacı aklımda bi yer var adresi bi tarif etsene arasında bi haldeyim. (eeran moderasyonunda gerçekleşen bi bitmeyen sigara istiyoruz etkinliği esnasında hayatımın en taşşaklı dank etme olayını yaşadım) maşallah. 
gidiş başlıklı sevgili hikayeleri var:
allah eksikliklerini yaşatmasın. amin. kankadan sevgili oluyo da sevgiliden kanka olmuyo bi aşamada ya yatağa bağlıyosun ya da ukte kalan hıyarlıkların hesabını kesip gerginleşmeye. ama hep olsunlar hiç gitmesinler. 
şahane insanların şahane düğünleri var:
onca bekleyişten sonra ankara'yı tek geçmek isterdim ama sanırım silivri en gözde düğünümdü. en azından gülesin ve yiğit evlendiği zaman girdiğim 'allam galiba ölücez' triplerine girmedim hiç birinde. hepsini olgunlukla karşılayıp üzerime düşeni yapıp makyaj yaptım. 
yaz boyunca bitmeyen teras sohbetleri ve sabahına damda doğan güneşle birlikte uyanmalar var:
en favorim 500. tivikimin sabahı. ama o gece kendi kendime sohbet etmiştim sanırım :)
uçak korkumu atlattığım yolculuklar var:
'korku öyle olmaz böyle olur'muş dedirten okyanus üstü türbülans hikayesi esnasında uğur'a baktım hocam yapcak hiç bişe yok bak hostes nasıl da sakin dediği an hayatımda yeni bi dönem başladı. 
hala tek çocuk olmak var:
canım istemiyo işte daha iyi bi neden olabilir mi sorusuyla bişeylerin cevabını almak istercesine manasız inat edişlerimin hastasıyım. anlaşılmadıkça da tek çocuk olarak kalmaya, daha da yaramaz, bencil ve ikiyüzlü olmaya devam edicem sanırım. 
yapmazsam çatlarımlarım var:
son ve en gereksiz hareketim saçlarımı emekli öğretmen gibi kestirmek oldu sanırım. en sevmediğim huyum. kabak gibi koca kafamla bön suratımı aynada her sabah görmek zorunda kalmaktan daha travmatik bişe götümde patlamadığı sürece de yapmaya devam edicem sanırım :( zaten önemli olan iç güzelliği di mi aq?
iyi ki'ler var: 
sınıf arkadaşlarımın bir kısmı ajan (neyin ajanı bilmiyolar ama..) olduğumu düşünseler de başka insanlarla başka şeyler her zaman taze tutyomuş bunu anladık. 
sanırım cevabı ben de bilmiyorum allam galiba aklımı yitirdim dedirten şaşkınç sorular var:
''cemal süreyya kim?'' gibi 
'hayaller gerçek olmak için vardır'lar var:
şahane bebekler doğdu bu sene. favorim içine murat almedar kaçmış kuzen bebeği ege. bin sene sonra bile hatırliicak olsam gülümseticek 'alibeyköy merkez evs yapsın herkes' halil de favorim.
'off mutsuzluktan yerlerde sürünüyorum'lar var:
arnavutköy'den gidince bi sırt çantasında 3 parça kıyafetle bir ay geçirip aynı kazağı yıkamadan 4 kere giydim. alkış.
nası değişti anlamadım gitti'ler var:
artık sıtarbaksta adımı sorduklarında nesli değil 'neslihan' diyorum.  

bu yıldan da oldu. afferim. 

yeni yıldan dileğimi düşündüm bilemedim. her sene olduğu gibi bu sene de bir mini one diliyorum elbet (ama ilk kasa). bu klasik. sanırım olmiicanı olsa da bi sike yaramiicanı bildiğim şeylere dilek diyorum. gönlümden geçip ulan ne güzel şeyler bunlar dediklerimin hepsini zaten kafada oynayıp benim olcaklarını bildiğim için dil'lendirip de bu da dil'eğim dersem olacaklara haksızlık ediyomuşum gibi geliyo.

derin nefes alıp dalıyorum 1,2,3 hıppppp :)

17 December 2011

bak!
kaç yaşımdayım? nerdeyse 32 oldum.
kaç senedir bu işi yapıyorum?
de ki 8
kaç tane buna benzer gavurlu 'gençlik değişimi!' yaptın?
de ki 20
peki kaç kere otelde kalmalı iş yaptın?
de ki 10.000
kaç kere gece katılımcılarla çıkıp bi aşamaya kadar gözkulak oldun?
de ki 5.000
peki kaçında insanlar götüne kadar kadar sarhoş oldu?
de ki 8.500
peki kaçında birlikte iş yapmak için 5 kere görüştüğün adam götüne içip sana değdirdi de sen posta koydun?
...
peki kaçında katılımcılarınızdan biri götünün bile yerini kaybedip vücudunda içicek yer bulamadıktan sonra alkolü ziyan edip odakule'de ağzına burnuna tekme yedi?
...

interkalçırıl höppelelei pörsınıl şölölö sikiyourm. adın ne nesli? burda ne işin var? neyin peşindesin? ekmekse derdin neyse parası verelim siktir git kendine prada çanta al. ama diil sanırsam. nikahına almadın. nüfüsuna kaydettirip vasisi olcak yaşta da diilisin milleti. yapcak bişe yok. herkesin tuttuğu kendine.

bu soruların hepsinin bana göre ya da kendi doğasında tarafsız bi takım cevapları vardır ama her hangisi olursa olsun bende bi tek his var: te amına koim ben bööle işin. artık öyle baydım ki tarkan'ı host etsek sikimde olmaz. bi yandan da işin bu tarafını yapcak yaşı geçtim, hadi yaşı geçtim takatim kalmadı. zaten derdim sanırsam iş diil. e sevişmek desen o da bol bereketli maşallah. nie koşuyorum nie? eskortluk yapcak yaşa geldim bi kere de başkaları beni host etsin aq ya!

peki neden 93'lü bi kız ben araf'ta tuvalete girer girmez boynuma atlayıp 'aaa sen tog'dan neslihan'sın ben seni feysbuktan biliyorum' dedi? çünkü osursam feysbuktayım. çünkü ben hala araf'a gidiyorum. (balkan kafası dans etcek başka yer olsa ayak altı giderim belki) çünkü hala genç gönüllüler bütün dünyayı tog'lu sanıyo.

kimdiysem, kimleydiysem, ne yapıyodumsa geçti artık. 10 senede bir iğne topuk platform taban botla giyilen bol paça kotun üzerine kürk yelek moda oluyo diye biz de 10 senede bi ille varoş mu olcaz? bi kere giydik geçti. el örgüsü süsü verilmiş annane hırkaları da moda 10 senedir onu niye giymiyoz?

bak dayak yiyen kız oteli inletmiş, şimdi kendine dönüş bileti bakıyo ben de odama geldim pijama giydim, blog yazdım dişlerimi fırçalayıp yatıcam.

bu arada ayaamda bi çıkıntı oldu ya platin pörtledi ya da kemik çıktı. bittikkk :S

15 December 2011

bazen karı gibi hesap tutup sonra da çıkan bedelle yüzleşebilmek için biraz bahane biraz da olanları gıdım kadar da olsa anlamlandırabilmek için bazı sebepler bulmak lazımmış. buldum da anlatasım yok. sebebim, bahanem mırzırım çok, belki bi gün anlatasım gelir ama bedelim şu: yalancı, gelgit akıllı eserek orospu biraz da çıkarcı olduğuma gerçeğiyle şakacıktan laf sokmalarla oynaşarak değil her sabah bunla uyanarak kendime inanarak yaşıyorum artık. içim rahatladı biraz. iyi olmak aptalların mesaisi aq, o kadar vaktim yok benim. okğğuyom ben yaaa!

rüyamda ak sakallı dede gördüm, dedi ki: kapı eşiğinde iyi dileklerle adımı anan arkadaşlarım da var :) valla laf sokmak için diil bunu yazışım. hep başkaları götboksıç olmiicak ya neslim biraz da dön kendine bak hikayesinin dersi bunlar. herkesin başına gelio. sıra sende. kendisine iman ediyorum şimdi, elindeki asasının şeklinden kolye ucu yaptım azcık lanetleneyim diye boynuma taktım.

bu geldi bu oldum n'apim. herkes kadarım zor olan bunu farkına varmak oldu ama oldu. yaşasın halkların kardeşliği.


bir süredir kendimi beşiktaş maçlarını heyecanla izlerken buluyorum. fenere küskünlüğüm nefrete mi dönüştü ki beşiktaşa kalbim atar oldu bilemedim. sevgili aldatmış, anneye yalan söylemiş işi yürüsün diye arkada iş çevirmiş bi insanın bi gün takımına küsüp başka takıma içinin akması garip olmasa gerek.

iltahaplanmış sinir uçlarının da etkisi olabilir tabi ama bi yandan da herşeyi beynimin yanmasına bağlamak biraz ayıp olur diye düşündüm, ne de olsa dışarda hayat devam ederken herkes kendi hikayesinden bildiğini yapmaktan, olduğunu yaşamaktan şaşmıyo :)

yine de sarı lacivert kundağım aşkına 'yarraaaaamıı ye fener yaraaaammmııı ye fener yarramı ye yarraaamı ye fener....' duyunca içim bi sızlamıyo diil. 52 kg oldum biraz totom jöle gibi oldu bıngıldıyo azcık. esneme germe hareketleri yaştan kelli yavaş sonuç veriyo ama ekmeğini yiyorum alla şükür.

beşiktaşım  gücüne güç katmaya geldik :)

13 December 2011

bu oğlanları anlamakta güçlük çektiğim bi dönemdeyim yine :) 

06 December 2011

aile ve anadolu yakası yaşantısı... 


12 yaşıma kadar her hafta kokoreçin dünyanın en güzel yiyeceklerinden biri olduğu iddia edip 'aazının tadı olsa burnun  bokunu yerdin' diyerek de bi de üstüne gaza getirmek oyunlarıyla manasız bi baskı yapan babam bana geçen geçe yediğim acı ekşi çorbanın içinde çok fazla soya fasulyesi olduğu için 'soya genetiği en çok değiştirilen şeylerden biri, sen cahil misin nasıl soya yiyosun?' diye celallenince minibüs caddesinde sinyal veren minibüs görmüş kadar şaşırdım, heycanlandım, yadırgadım.

sen zamanında beni kokoreç yemem için zorlarken cahil miydin? diye sorasın geldi. çocuk yaşta çocuğu olunca insan, olgunlaştığı vakit böyle gel gitler yaşayıp ne dediğini bilmez halde olabiliyomuş demek ki. üzerinde durmamak lazım. 

02 December 2011

bugün bi homoluk, bi iç sızlaması, bi özleme...
olmasın n'olur!