25 November 2011


o iş olmaz hacı diyesim var leonard'a.  

12 November 2011

kaşımaktan her yerim yara olamk üzere. bi sırtım kısmen iyi. oraya elim çok yetişmio çünkü. uçaktan iner inmez doktora gittim. bana öcü gbi baktı doktor. allahtan yüzümde bişe yok. üstünde bişe gezmiş olabilir dedi :) sen de gez doktorcum üstümde diyesim geldi. allahtan demedim. yapmadığım şey değil. şahane bi iğne yaptı. kaşıntı falan yok şimdi. ilaçları alıcam 2 gün geçmezse yine gitmek lazımmış. gelir gelmez herşeyi makineye koydum / ama yıkamadım :) 60 derece ve üstü olmalıymış. bu sabah stockholm'de bi çocukla tanıştım. onun arkadaşlarına da olmuş geçen hafta. bi salgın varmış. eşyalarını yıka dedi :)

kenan'ın üstünde nie gezmedi acaba bu böcekler? dün gece o mal uyurken ben aşaaa indim. 44 yaşında olduğunu idda eden ama bence 24'ten fazla olmasına imkan olmayan biriyle tanıştım. şahane sarhoştu öyle ki sallanarak konuşmasının yanı sıra nereye baktığını anlayanın etrafında, 4 küsüre bölünce türk lirasını heasbedebileceğin kron işaretleri yanıp sönerek 'bu geceki ödülünüz bu'' diye yazan levhalar beliriyoudu. bana isa'yı ne kadar sevdiğinden bu sevgiyi anlamak için henüz çok genç olduğumdan falan bahseti. sonra ısrarla hostelin kapısını açmamı rica etti! benden. 1 saate yakın sohbet!endik. giderken bana aslında şu anda beni boğarak öldürebileceini ondan korkmam gerekitiğini söyledi. ama isa'ya inanmak için doğru zamanı yaşamam için bana bi şans daha verdiğini ve ölmeyi hak etmeyecek kadar katolik bir italyana benzediğimi söyleyerek yanımdan ayrıldı :) bence paltomun kapşonu yüzünden beni katolik sandı... neyse bu onun kendi kavgası.
iyi geldi soğuk hava. bi kendime geldim, tabi gecenin 12'sinde eve gelip kaloriferin yine hava yapmış olası başka türlü soğuk hava etkisi ama olsun. 25'inde bu cihangir macrası da bitiyo. nerde bitiyo onu henüz bilmiyorum ama bi süre 60 derece ve üstü çamaşır yıkanması gerektiğinde deterjanı nereye koymam gerektiğini bilmediğim için utanç duymayacağım. çünkü nezihe abla çamaşır makinesini bu dünyada en efektif kullanabilen temizlik ablası bence.


10 November 2011

geldiğimizden beri ilk ve son kez kenanla takılalım dedik. helin'i aradık. helin bi geldi hüngür sümük ağlıyo. siktiğimin van'ında bi arkadaşı otlede göçük altıda kalmış hala haber yok. bişe hissedemiyorum abi artık böyle durumlarda. sinirden her yerim kasılıyo sonra sikiiim diyip geçiyorum. ne aklım kaldı tüm olanları alıcak ne ruhum duyduklarıma kırılacak... aq!

neyse sonra kös kös takıldık. oskar'ın mutlaka gidin dediği göttt street'e doğru yollandık. önce fizibilite yaptık. sonra dünyanın en boktan hot dog'ını yedik. günlerdir sürekli bi takım mekanlarda bi takım menülerden cici yemekler yediğimiz için leşe bağladık. 7eleven'da yemek üstü kahvemizi ice age oyuncağı veren kinder eşliğine içtik. fizibilite esnasında gözümüze ilk kestirdiğimiz bara girip biralara dalıp o senin bu benim dedikodusu yaptık elbet.

bu akşamla ilgili bazı hayal kırıklıklarım var.
1) buraya gelmeden önce tam olarak tarif ettiğim en sarışın en jilet en geyik isveçli çocuk yazması oldu. aa i've been in turkey so many times 'çok iş az para' diyen bi grup züppeyle tanıştık. marmaris alanya falan dedi. muhtemelen alanya'da marmaris'te rus siktiler ki 'çok iş az para' demeyi biliyo türkçe. hemen toz olduk :) ama bu arada 'how to say i wanna make love with you in turkish' falan dedi. koştuk biz de kaçarken :)

2)adını şimdi yine unuttum (mesut diyesim geliyo da diil) ama geçen gece tanışıp şahane fırlama olduğunu düşündüğüm kesin öpüşürüm diye simasına tik attığım bi çocuğun aslında saftiriğin teki olduğunu ve bu dünyada heralde bi babamın çakmadığı ck'ya çaktığını öğrendim. (kenan anlattıkça anlattı. sus yeter dedim. olm ben baştan söölim de sonra bana nie söölemedin deme falan dedi :)) kısmet diilmiş.

şimdi tüm bunlar bi yana en önemli derdim vücudumda çıkan ve deliler gibi kaşınan küçük kırmızı noktalar. dün gece koca bi löp kırmızı et yedim. kesin ondan. biz gelirken sigorta yapmayı unuttuk. gelemeden önceki gece internetten yapalım dedik ama o gece diil internetten sigorta yaptırmak chat bile yapamayacak haldeydik ikimzde. sonra bugün oskar benim için bi sigorta yaptırdı ama doktora gidecek vakit olmadı. yarın gece koşa koşa doktora gidicem. bu arada kırmızı bana hiç yakışmıyo bence.

bi tarafım da ya uyuz oldumsa diyo. 1 hafta önce nazlı'yla yattım ama o uyuz olmuş olsa söölerdi. ya da? sölemezdi, şu an aklında olan en son şey uyuz olması olabilir ya :(

ahahaue bi de, bira içtik kenan zuuurraattkğğğ die geğirip utandı ve dedi ki ''şimdi türkçe konuşuyoz ve bizi kimse anlamıyo ya geğirindiğimde de kimse anlamiicak sanıdm boş bulundum''...
hehahauehueheuehuehu. bi kamre gerek olanları anlatmak için bazen kelimem yok!


şimdi daha fazla kırmızı leke edinmeden içinde bulunduğum sağlık koşullarına şükredip yarın geceye kadar bu tonlara yakın kırmızılıkta kalmayı diliyerek yatmaya gidiyorum. bi tshirt gördüm üzerinde how to draw owl? falan gibi bişe yazıodu. almak farz. ofise asıcam okuldan mezun olduğumda. artık kim giyerse. haa bu arada esin sende sweatshirt'ün var die msj atıcam. unutmiim.


içimden geldi bi de bu...  

gösterip vermemek!le bakıp da görmemek arasındaki yer:
bakmazsan alamazsın! da olabilir,
kör müsün daha neye bakıyosun da olabilir
almayı bilsen bön bön bakmazsın da olabilir
versem alabilir misin de olabilir
alamasan da gör yere de olabilir
verdim almadın ki de olabilir
gördüm ama vermeye değmez de olabilir
baksan bile aldığına değmez olabilir
versem versem görene veririm olabilirm 


sonra şöyle yazdım tivikır'a: gösterip vermemek!le bakıp da görmemek arasındaki yer sadece ergenlerin rezervasyonsuz girebildiği bi dilemma ki herkes giremez. amin


meğerse aynı esnada başka bişe olmuş ve bu tivik cuk oturmuş benim tivike ve sanki ben cvp veriomuşum gibi olmuş. nazlı dedi de aydım olaya. ve hemen sildim hemen elbet. bu ara pek moda silmek söz konusu arkadaşın kendisi olunca. n'apalım abi. buysa budur. yoruldum valla olmayan olamayan ama hep durduğu yerde duran hallerimizden. kafada kur yap işlet devret.  testa ai piedi

08 November 2011

burda hayat çoook yavaş :) lsu ofiste saat 15:30'da iş konuşmanın yasaklandığı geleneksel kahve içmece var. kurabiyeler şekerler mumlar... herşey nizami, olması gerektiği! gibi. medeni. konuşurken söz alıo olm insanlar burda. şakaaa

saat 17:46 denmişse o otobüs 17:46'da gelir. 

bin kerelik tecrübeyle sabit ne italya'dan ne portekiz'den... çıplaklığı dert edinmeyip en cömert davranan kuzeyimin insanı. 4 yıldızlı otelden bozma hostelimiz adeta bir cennet. koridorda duştan yeni çıkmış ıslak çıplak üçgenler :) (ve daha da iyisi sarışın değiller)

ve elbette girdiğimiz ilk italyan restoranında sipariş verirken bize nerelisiniz diye soran konyalı kardeşim. a pardon kulu'lu :)

gündüz iyidi ama gec s.ke s.ke giydik yünlü çizmelerimizi ve eldivenlerimizi.

şimdi hazır ekiple başladığımız toplantının selametinden emin olduktan sonra tek gündemim elbette buraya gitmek. 
muhafızlar yakalyınnnn :) tayfaaa ateşşşşş! 

evet yine yeni yeniden stockholm. saat 19:00'da 23:00 sandığım şaane şehir. bi düşündüm yaşanır  mı burda die? burda doğmuşsan evet ama bi kere yemişsen sağın solun tozunu! olmaz olamaz. doğasına aykırı bünyenin. iki votka içer dönersin anca

pastilimiz theraflumuz her daim cebimizde 3 gün takılmaca... bu arada kenan'la başka türlü tanışıyoruz. birlikte yolculuk en uygun egzersiz bunun için. artık daha çok eminim kendisi insan değil bir belirli etkinlikler ve davranışlar abidesi. düzen kumkuması. 

kur ir mana maya?

07 November 2011

akşam hakanla kösüp biraz maçların geniş! özetini seyredip biraz bilbao-barcelona maçına baktık. maçın son 7-8 dakkası şahane geçti. böyle futbol olsa keşke hep.
akşam eve gelince düşündüm. bilbao-barcelona maçının heyecanı ve futbolun futbol gibi oluşu bu hayatta ne çok şeyden yoksun olduğumu hatırlattı bana. çünkü tam o esnada
mesela fb tv'de seksenbininci kere 6 kasim şerefine! fb-gs maçının tekrarını veriodu ezikler. geçti olm o maç.
mesela kanal d'de incir reçeli isimli sikik ''hiv+'im ben yani bi nevi aids'' replikli salak film yayınlanmaktaydı
mesela birsürü tanıdığım sevdiğim insan vanlı kardeşleriyle bayramı kutluyo!du. çok güzel fotolar var feysbukta tivikırda. gurur! duydum.
mesela tam o anda birileri lazlara kürtlerin deniz görmüş versiyonusunuz siz dediği için kavga etmekteydi
mesela ben türk parasını dolardan mı sek'e euro'dan mı sek'e çevirirsem daha az zarara gireriz hesabı yapıodum kenanla telefonda
mesela annem akşamdan beri 4. kere beni arayıp 'nesli bak sakın içme çocuum arabayla çıktın çok yanlış bişe içkili araba kullanmak' diyodu.
mesela nazlı kardeşimiz henüz adapte olamadığı doğal ortamından 'abi ..... ' diye cümleye başlayıp konuşmaktan utandığı şeyleri susarken bir sonraki rotasını çizmiş kafasında bana yol tarif etmeye çalışıodu

mesela...
hepimiz homoyuz demiştim dün. görüyorum ve arttırıyorum: mesela
hepimiz olabildiğimize inandığımız kadar'ız dersek hata, büyük hata etmiş oluruz. kAdAr çok sakıncalı bi kelime.

06 November 2011

çok içtiğim geceyi takip eden 24 saatte küre girdiğimde kafaların en iyisini yaşıyorum. cümlelerim tane tane, elleşmelerim içime değe değe... öpüşmek her zaman en sevdiğim etkinlik  zaten :)