28 September 2011

dün karının biri hoşlandığı çocuğun benle kırıştırdığını düşünüp elemandan da karşılık alamayınca gelip bana kaynadı sarhoş sarhoş. anamı sikti vır vır! pisişiğe bağlayıp 3 soruyu belki 100 kere farklı şekillerde din dersinde sözlü yapan hoca tadında sordu da sordu. duymak istediğinin peşinde olunca insan her çeşit acınası duruma düşmeyi göze alabiliyo demek ki! merak ettiğim şeyse şu: duymak istediği şeyi gerçekten yaşamak istiyo mu? peşinde olduğu şey duymak istediğini alıp haklı olduğunu anladıktan sonra gururunun yerlerde olmasına aldırmdan (belki de yerlerde olan egosu yüzünden kör-leş-tiği için) devam mı etmek acaba? ben de o çeşitten olmak istiyorum.

ben ki hayatımda tanıdığım en dokunmadan mutlu olamayan, iletişim kuramayan... şimdi insan denen osuruklu varlıkla göz göze gelince bile miidem bulanıyo.

son zamanlarda en çok düşündüğüm şey bi insanın psikolojik olarak mı yoksa fiziksel olarak mı taciz edilmesinin daha can yakıcı olduğu?

son sözüm: teşekürleeeer türkiye bizleri seçtin diye bizleri seçtin diye :) turkcell gözümü bu reklamlarla boyayıp beni düdüklemeye devam ederken daha altında binbir çakallık olduğunu bildiğim halde hala kendisinin müşterisiysem bu onun başarısından çok benim mallığımdandır.

saygılar
adım nesli!

No comments: