24 September 2011

bana kim öğretti insanların ağzının ortasına bi tane yapıştırmak ayıptır diye? anne senin aq!
baydım yeminle
..... dönerken aynı zamanda kendi etrafında da dönebilen dünyanın aq. bu kendi etrafına dönme olayı çok acayip bişe olm. ööle sik gibi dönüyon kendi etrafında. arada bi dönenin kendin mi yoksa dünya mı olduğunu da unutmak tuzu biberi. yavaşşş yemek lazım acıyı sonra çıkarken acıtıyo diolar. son zamanlar en keyifli seremonim acıları löp löp yemek sabaha karşı, çıkarken bi kere bile acımadı ama. ne iş. giren bana mı ki çıkarken acısın. sikimde bile olmaz kaldı ki sikim bile yok lafını bu yaz başı çok sevdiydim ya. ne iy etmişim. siki olanları da gördük ayrıca.
bu yaz bin kere bisikletten yola uçuş çatıdan terasa düşme merdivenden kayma kazam oldu ya bu akşam farkettim ki hepsi de kafamı ya da kolumu sinirden 'bi camdan içeri sokup çıkaramam inşallah da kopar die' dua ettiiim zamanlardan sonra olmuş. şimdi ben kendime bilemden zarar mı vermiş oluyorum? yok! zarar vermenin ne olduunu söölim başka kelimelerle: kendini dünya kadar sanıp dönerken etrafındaki herşeyi yıkıp döktüünü bile farkına varmadan şuursuzlaşıtığında hala cümlelerine ...ama ben ne yaptımsa bi zavallı olduğum için yaptım senin de amına koyarken farketmedim diye kendi söölediğin yalana herkesten önce inanmaktır. insanın kendi sööledi yalana inanbilmesi kadar da şık bişe yoktur en bencilinden... şimdi dama çıkıcam inerken de düşmiicem terasa. sonra aşşa inip bisiklete binicem, uçmiicam yola çünkü kaskımdaki aynayı kullanıcam ortaköyde araba sıkıştırırken. demek ki neymiş: birileri sıçarken acıyo diye herkesin ki de aciicak die genelleme yapmamak lazımmış.
göt de olsan sonunda delikanlı kalabilmek lazım. tanıdığım büssüürü göt ama delikanlı gibi göt insanlar var neyse ki :) yüzlerini unutmuş olasam da hala ordalar 

No comments: