28 September 2011

dün karının biri hoşlandığı çocuğun benle kırıştırdığını düşünüp elemandan da karşılık alamayınca gelip bana kaynadı sarhoş sarhoş. anamı sikti vır vır! pisişiğe bağlayıp 3 soruyu belki 100 kere farklı şekillerde din dersinde sözlü yapan hoca tadında sordu da sordu. duymak istediğinin peşinde olunca insan her çeşit acınası duruma düşmeyi göze alabiliyo demek ki! merak ettiğim şeyse şu: duymak istediği şeyi gerçekten yaşamak istiyo mu? peşinde olduğu şey duymak istediğini alıp haklı olduğunu anladıktan sonra gururunun yerlerde olmasına aldırmdan (belki de yerlerde olan egosu yüzünden kör-leş-tiği için) devam mı etmek acaba? ben de o çeşitten olmak istiyorum.

ben ki hayatımda tanıdığım en dokunmadan mutlu olamayan, iletişim kuramayan... şimdi insan denen osuruklu varlıkla göz göze gelince bile miidem bulanıyo.

son zamanlarda en çok düşündüğüm şey bi insanın psikolojik olarak mı yoksa fiziksel olarak mı taciz edilmesinin daha can yakıcı olduğu?

son sözüm: teşekürleeeer türkiye bizleri seçtin diye bizleri seçtin diye :) turkcell gözümü bu reklamlarla boyayıp beni düdüklemeye devam ederken daha altında binbir çakallık olduğunu bildiğim halde hala kendisinin müşterisiysem bu onun başarısından çok benim mallığımdandır.

saygılar
adım nesli!

24 September 2011

bana kim öğretti insanların ağzının ortasına bi tane yapıştırmak ayıptır diye? anne senin aq!
baydım yeminle
..... dönerken aynı zamanda kendi etrafında da dönebilen dünyanın aq. bu kendi etrafına dönme olayı çok acayip bişe olm. ööle sik gibi dönüyon kendi etrafında. arada bi dönenin kendin mi yoksa dünya mı olduğunu da unutmak tuzu biberi. yavaşşş yemek lazım acıyı sonra çıkarken acıtıyo diolar. son zamanlar en keyifli seremonim acıları löp löp yemek sabaha karşı, çıkarken bi kere bile acımadı ama. ne iş. giren bana mı ki çıkarken acısın. sikimde bile olmaz kaldı ki sikim bile yok lafını bu yaz başı çok sevdiydim ya. ne iy etmişim. siki olanları da gördük ayrıca.
bu yaz bin kere bisikletten yola uçuş çatıdan terasa düşme merdivenden kayma kazam oldu ya bu akşam farkettim ki hepsi de kafamı ya da kolumu sinirden 'bi camdan içeri sokup çıkaramam inşallah da kopar die' dua ettiiim zamanlardan sonra olmuş. şimdi ben kendime bilemden zarar mı vermiş oluyorum? yok! zarar vermenin ne olduunu söölim başka kelimelerle: kendini dünya kadar sanıp dönerken etrafındaki herşeyi yıkıp döktüünü bile farkına varmadan şuursuzlaşıtığında hala cümlelerine ...ama ben ne yaptımsa bi zavallı olduğum için yaptım senin de amına koyarken farketmedim diye kendi söölediğin yalana herkesten önce inanmaktır. insanın kendi sööledi yalana inanbilmesi kadar da şık bişe yoktur en bencilinden... şimdi dama çıkıcam inerken de düşmiicem terasa. sonra aşşa inip bisiklete binicem, uçmiicam yola çünkü kaskımdaki aynayı kullanıcam ortaköyde araba sıkıştırırken. demek ki neymiş: birileri sıçarken acıyo diye herkesin ki de aciicak die genelleme yapmamak lazımmış.
göt de olsan sonunda delikanlı kalabilmek lazım. tanıdığım büssüürü göt ama delikanlı gibi göt insanlar var neyse ki :) yüzlerini unutmuş olasam da hala ordalar 

23 September 2011

Şimdi derin bi nefes alıp son 24 saat içinde neyin -nelerin peşinde olduğunuzu bi hatırlatın kendinize. Derin bi ne nefes alın ama sakın bırakmayın. Aklınıza getirdiğiniz her ne/ler varsa...

İşte onlar var ya

YEMİŞİM .......
derdini
işini
aşkını

yalanını
tribini
gündemini
peşnde olduğunu
vırvırını
ofunu pufunu
raporunu
sınavını
planını
takvimini
sana göre olanını
bana gireni çıkanı
görüp de görmezden geldiğini

Şimdi bırakabilirsiniz. Herkesin tuttuğu kendineydi

16 September 2011

kalkışta inişte ve kemer ikaz ışıkları yanarken kemerimin bağlı koltuğumun dik ve masamın kapalı konumda olduğundan emin olmam gerekitği konusunda gayet ikna olmuş durumdayım. hatta kendi güvenliğim için oturduğum süre boyunca kemeri bağlı tutmakla ilgili de hiç bi derdim yok. el bagajımı baş üstü dolabına ya da koltuğumun altına çıkışları engellemiicek şekilde de koyma konusunda çok hassasım. ancak neden iniş esnasında güneşliği açtığımızı anlayamıyorum. herşeyin olduğu gibi bunun da bi nedeni var-mış

bazen önerileri değil de öneriliş şekillerine çok takıyorum. ortak kullandığımız tuvaletlerde ''tuvalet kağıtlarını çöp kutusuna atmak'' ve ''kolzete tuvalet kağıdı atmamak'' şeklinde iki farklı şekilde kurulan rica cümlelerinde olduğu gibi... tuvalet kağıtlarını çöp kutusuna atın diye yazan bi işletmeyle klozete tuvalet kağıdı atmayın diye yazan bi işletme arasında müşterileriyle kurduğu ya da kurma ihtimali olduğunu düşündüğü ilişkiye istinaden bi seçim yapma durumu var mı? (aslında burda bi soru daha var: işletme nerede hangi hizmeti hangi sınıfa verio... offf deliriom galiba) ya hiç bişe yazmayanlar ne oluyo o zaman? 

bi de bu akşam asgari ölçüde dini patiklerini yerine getiren müslüman bi kadının içki içip çakırkeyf olmuş bi erkekle sohbet ederken ne kafası yaşadığını çok merak ettim. benim biraz geri kafalı kitapsız insan kafası yaşadığım kesin de diğeri de şahane fantastik olsa gerek. farkedip sonuna nokta koydukları +1500 fact daha vardır heralde. afferim onlara. bi de +1500 illusion da promosyonu oluyodur belki. fact ve illusion birbirine denk gelen kıyaslamalar diil ama burda... siktir et! ayrıca neden ingilizceler onu da bilmiyorum. derviş'e sormak lazım. 

sormak lazım gelen başka şeyler de var. söz konusu özne her kim ise
whatever i say it's alright ya da whatever i do it's all good 
olmasa olur mu? öye olduğu için değil kabulün olma ihtimali olduğunu düşündüğüm için sorasım geldi. 

bi de emin olduğum ama zaman zaman katılmadıklarım var. 
silence is (not?) the way

bi de hak verdiklerim var. yine söz konusu özne her kim ise
i'm a stranger in this town 

susarken çıkan sesten kulak patliicak gibi olur mu be?


08 September 2011

2 gündür bi homoyum ki sorma gitsin... bööle arada bi içlenip ağlamalar yok efendim 'aman da hayat nelere gebe bak başımıza neler geldi, halil'i kesss koca adam olmuş' nağraları falan!....

tabi bütün bunlar olurken gerçek dünyada nesli nesli olmaya devam ediyodu unutmşum. halil'i evde bırakıp hostele dönerken bi yandan ağlamiicam ulan sikerim ne bu homoluk diye kendimle kavga edip bi iki duvar tekmeledikten sonra mr ikna ile kisa bi telefon konuşmasından sonra kendime geldim. bu esnada her köşe başında durup vitrin baktığım için kaybolduğumu biraz geç anladım. saat 10 buçuk falan olmuştu ve bahariyeden bozma ankara kılıklı sokaklar elbette bomboştu. sonra iki çocuğun yanından hızlıca geçerken almanca konuştuklarını ama cümle içinde 'zaten' 'araba' gibi türkeç kelimeleri duymuştum. tam çocukları geçmiştim ki sanki fransızca konuşuyolar gibime geliyo dememe kalmadan biri 'yok oğluumm fransız diil bu karı' dediklerini duydum. veee yine kafamın içindekilerle birlikte muhakeme yeteneğimi de kaybedip 'acaba bana bişe yaparlar mı' sorusunu düşünmeden 'yürü git lan' diye bişe çıkıverdi aazımdan.

sonra haifi gergin hafif komik 1-2 diyalog... gecenin sonunda bi rak barda oturmuş gençlerle ısmarladığım biraları içerken 'abla sen de bayaa bi erkek gibi çıktın' falan diyolardı.

şimdi fotoğraftaki gibi durmuş 'ulan koridor korkum yüzünden kaldığım hosteldeki asansörü nası oldu da 2 gün sonra farkettim, sik gibi her seferinde 5 kat çıkıp nefes nefes kaldım'' diye mal mal düşünüyorum.

nerde kalmıştık neslicim?
mmm şey... bi hayalim gerçek olmuş gibi hissediyorum :)
belki de hayalimdi ve ben hiç farketmemiştim... 

07 September 2011

günlerdir bu sabah havaalanında olabilecekleri düşünüp biraz sızı biraz korku mıkırdanıp durmuştum. halil paşa çekin yaparken pek şebeleğe bağlayıp esin'le beni kopardı gülmekten. gelene geçene laf atma kafasıyla heycan var ama delikanlı adama komaz ses tonu arasında bi yerde gidip geldik. çekin yapan kızı çapkın bakışlarıyla tavlayıp acil çıkış pencere kenarı kapınca da pek keyiflendi. (sonra acil çıkışta pencere olmadığını göürnce ''ben sormaz mıyım o çıyana'' diye söylendi ben de çok eğlendim)

yorgunluk gerginlik totoda meme yapmış, acılar içinde kıvarndı inince. patlatsak mı kendisinin patlamasını beklesek mi derken akşamı ettik. biraz uyudu iyi geldi.

evi şahane, odası pamuk :) yatağım da rahat dedi. ohh mis. cevabı çok basit ama anlaması pek güç bin tane sorusu var kafada. neyse ki hepsini soruyo, her derdini de delikanlı gibi dillendiriyo. bu hayatta halil'den çok önemli bişe öğrendim ben: korktuğunu da pat diye söylemektir delikanlılık :)

yolda tutuluyo bazen, tipe bak çay gelsin falan diye atar yapıo sonra kendi kendine buraya gelirken söz verdim kendime kimseye bulaşmiicam diye söyleniyo. vitrinleri, türkleri ve geyleri biraz kıro buldu. 'bu ne abla yaa' diye sora sora mahalleyi gezdi. sesimi çıkarmadım. ne diim iç sesi benden baskın adamın. yarın gitmeden bi bağlama çekmece yeter de artar bile.

meğerse sabah havaalanında o sikik pasaport şeysinden geçmek diilmiş zor olan. asıl zor olan akşam yemekten sonra elinde sözlüğü cebinde anahtarı mentoruyla eve göndermekmiş arkamdan melül melül bakarken :) ben de gittim verdim kendimi jegarmeister'a! yarasın

alibeyköy merkez

03 September 2011

gün içerisinde esnafla minibüs şoförüyle mekan sahibiyle yaşanan komik diyaloglu çeşitli rezillikler :) bu sefer ayakkabılarımı mekanda unutmadım ama sanırım cüzdanı gözden çıkarmışım. neyse ki gözünün içine bakmaktan kendimi alamadığım -''ille de bişe unutmam lazım'' hikayesini çoktan ezberlemiş olmalı ki- cüzdanı kapıvermiş masadan.
bazen kendimi durduğum yerin karşısına geçip seyrediyorum gibi gelio sonra da ''hadi kendini rezil etmekten çekinmiyosun yanındakini nie düşünmüyosun'' diyorum. yanındakini düşünemk!

tezgahtarı tutup eğlenmek için gecenin bi vakti girilen butikten elime geçen ilk ebiseyi kıyafetlerimin üzerine giyip denedikten sonra almak :) tabi gecenin devamı feysbuka girilen şöyle bi cümleyle devam ett:i kuytu yokusta beyaz takkelerden nasil kurtuldugunu hatirlamadan sahane siyah elbiseyle fit olmak :) sonra gelsin gece
dvd kiralamaya çalışırken daha ekonomik olacağı düşünülerek yapılan hesabı anlaayıp kasada duran adama ''ben biraz anlamakta güçlük çekiyorum ama zamanla anlarım alışırız'' diye açıklama yapmam

bazen bi sürü şey hayal ediyorum ama ne olduklarını kestiremiyorum kafası gelio. nası iş anlamadık ki! güzel işte biraz ben biraz diil çokça yabancı ama yine de en tanıdık... sikerim gelense benimdir diye beyan etmiştim zaten burdan çok uzun zaman evvel.