27 June 2011

cumaya gittim dönmiicem

öyle zorlandım ki bitirmekte... 1,5 seneyi oturup izledim mal gibi yüz kere.
62 kasetin kahramanları: bulut öncü, laden, erzurum emre - çetin ikilisi, pembe, kars hasan ve erzurum halk eğitim'deki ''bu afişleri hep ben yaptım'' diyen abi.
çarşamba günü de anlattım. bana dedi ki 'nası bi kadın o izlediğin görüntülerdeki?'
anlattım. sik gibi bi karı dedim. bu zamana kadar kendim için hiç kullanmadığım kelimelerle hem de! proje de bitti, filmi de...
en boktan kısmı 6. oldu. n'apim aq? içimi baydı duyduklarımı düşünmek. bööle yaşıyorum hayatı.
anlarken anlamamış gibi yaparak. sonra zamanı gelince anlayan gibi yaşamak daha kanırtıyo ama başka türlü öğrenmesini bilmiyorum. paket bünye meselesi. gece bisiklet turlarıma başlayabilirim yeniden :)

yemişim... yaptım oldu işte.
nerde kalmıştık?

26 June 2011

az evvel tog'dayiz diye post girdiydim ya...

simdi icim biraz rahat etmedi. ne silmek istedim ne de uzerine yazmak. tog'da çok cici bi ekiple tanistim, alamanya'ya gitceklermis. biraz blog konustuk, ne nasıl diye. o esnada da burdan bi post giriverdik.

saçma olmasın die yazayim istedim. simdi bööle yazınca da ''ulan nesli sanki yazdığım herşey çok makul da burda saçma olmasın die açıklama yapıon'' diesim geldi kendime :)

onur yürüyüşünü kaçırdım ama olsun... çok şaaane bi proje bildim bi de uzun zamandan sonra renkli bi ekiple tanıştım.

la şimdi deprem oldu gibi geldi. bittim!

tog'dayız
eğlenceli :)

23 June 2011

durarak hareket edilir mi?
hayata çalım atmaya çalışmak...
çalım atmaya çalışırken varoluşuna hayran kaldığın şeylerin peşinden koşarsın. sonra bi bakmşsın çalımın sahip olduklarına hayranlığın içinde rutin deparlar olmuş çıkmış. hoca sana kenarından bağırır, savunmayı açık bırakmayın diye. hocaaa hoca ne savunması gole gidiyorum ben diye diklenesin gelir ama futbol takım oyunu. kendi defansım kendi kıçımı kollasın gollerde takıma diil bana yazılsın derdin vardı madem tenis oyuncusu olcaktın baştan.

okulu hiç tek başına kırmamış birinin bunu anlaması mümkün mü acaba?

Ben okulu hep tek başıma kırdım hep de çok mutlu oldum. her zaman yapacak daha iyi bişeylerim oldu. taa ki benden gayrı güneşin kendine malik doğduğunu canım yanarak öğreninceye kadar.

... erkeklerin bi kadına haranlığıysa miyoplukları kadardır. sonra hemen bi iktidar kokusu yayılır etrafa gözlüklerini taktıklarında. o an batar ilk miyopluk zamanı anlamadıkları için hayran kaldıkları kıvrımlar, erkeklikleriyle boy ölçüşüldüğü sanılan mimikler, seslenmeler, delikanlılıklar.

ben miyopmuşum itirafı farklı şekillerde gelir sonrasında.

geç farıkna varmış olmanın ve yok canım olur mu öyle şey ses tonuyla ben nasıl miyop olurum şaşkınlığı arasında bi yerlerde şimdi bi gözlüğe ihtiyacım var diye ağlanabilir.

bende bi de astigmat varmış, baktığım yer meğerse pipimin ucuymuş mesafeyi tam ayırdedememişim diye daha bakınaklı bi yerde yeni bir bakış pozisyonu alınır.

sen de miyop oldun, iki kör, sağırlar olmadan birbirini eyleyemez diye ana yemekten evvel laftan ibaret salatayla karın doyurulur.

tam seçemedim bacım ben sizi benden yana göğe bakıyonuz sandımdı, o esnada annem geldi diyarımız meğer bağdat imiş itirafı yapılır. 

16 June 2011

başımıza gelen en ekstra olaylara tepkim ''biz başka türlü öğrenmiyoruz ki tabii böyle olacaktı'' oluyor. burda bi mantık hatası olmalı. ya başımıza gelenler en ekstra şeyler değil ben kendimi diğerlerine nazaran dünyanın merkezinde sandığımı farkında olduğum için ya da öğrendiğimi sandığım şeyi aslında öğrenmeyip sonrasında (s)anılacak bişey olarak cebime koyduğum için böyle oluyo.
bencil olmak ayıp diil. yani bence diil. bencil olduğun gerçeğini yok sayıp anlamsızca ''prensipleri olan olgun bi insanım'' resmine koşmak ayıp bence.

bişeyi çok istersin ama ilk istediğinde aslında gerçekten onu istediğini farkında olmazsın, şöyle de bişe var acaba benim olsa / ben o olsam nasıl olur diye sabahları ilk uyandığından çişini yaparken havadan bi yerden geçer ya o düşünce. sonra istediğini farkında olmama dolayısıyla da dillendirmeme durumu sürekli hale gelince, istediğin olmak için bişeylerden vazgeçmen gerektiğine ayarsın. sinsi sinsi gelir bu fikir. mesela, buralı olmaktan sıkılıp burayı terk etmeye karar verebilmek için her olanın batması, olanı anlamlandıramadan kendini uzaylı gibi hissetmek ve buralı olana bok atmak gitmek için gerekli motivasyonun %70'ini verir. insanız aq. tabi böyle olcak.
ya çişinle birlikte bu fikir de terketsin seni
ya da klozetten kalk ve kasetlerinin başına oturup şu videoyu bitir nesli

15 June 2011

kendi başıma yapamadığım ve genelde anneme ya da en yakında kim varsa ona yaptırdığım 3 şey geldi aklıma bu sabah:
haşlanmış yumurtayı kırıp düzgün soymak, bavulumu hazırlmak, tırnaklarımı kesmek...
ey huzur,  bundandır sanırım her sabah uyandığımda aklıma ilk gelenin sen olması...  

14 June 2011

deliler gibi çalışmadık halbuki...
çok pis düştüm. onca şeyi yine yeniden konuşunca içimden sürekli bişe ''dönmeden başa gelmek bu işte'' dedi durdu. 
dönmeden başa gelmek, hep orda olmak ama hep başka bi yerde durmak demek. 
tabi bi de 24 saattir başıma bişe gelmediğinden kurtlanmış olabilirm. bi hikayemiz atilla usta'nın gelip gelip bize menüyü sayması var. 
sonlara doğru konuşurken kekeledim artık! ardışık kekelemesi :) denize girsem geçer. gece dolunay var bu demek oluyo ki yüzmeden gitmemek farz oldu. 
esin'in köylü bi kadınla 6 yaşında kız çocuğu arasında bi yerde kaybolan ruh hali, kenan'ın hmmm'larla biten şaşırma dolu soruları... yuvarlanıp gidiyoruz 
bu şarkıyı son 2 haftada kaç kere dinledim? saymadım! hesap yapmıyorum artık

13 June 2011

şimdi kendimi biraz yalnız biraz abla biraz büyümüş biraz umutlu biraz çemberin dışında ama başka bi çemberin içinde biraz komik biraz tatlı biraz korkak biraz güçlü biraz yenilmiş biraz meraklı biraz heyecanlı biraz yeni biraz güzel ve biraz daha
kendim gibi hissediyorum :)

12 June 2011


sabah denize karşı bisiklete bindim. anadolu yakası bu konuda daha iyi bi yer sanırım. sonra ayaklarım çalışınca kafamın içi de hızlandı.
türlü türlüyüz işte :) keyifli oldu bu sabah...
geçen haftadan aklımda kalanlar:
a:.. pardon bakar mısınız
b: buyrun
a: eteğiniz çantanıza sıkışmış yukarı sıyrılmış
b:... aa çok teşekkür ederim :)
a: rica ederim. bacaklarınız çok güzel ama ben yine de bi söyleyeim dedim.

yemekhane sırasında kulak kabartılan bir telefon konuşması:
a:.... ben neden arayıp 2 senedir konuşmadığım birini düğünüme davet edeyim? o zaman hatamı kabul ettiğimi düşünür!

akm önünde beklerken:
a: abla bozuk paran var mı?
b: cık
a: hadi abla be n'olur!

bazen öylece durup izlemek kafi. nasıl varlıklar olduğumuz çok açık. gel-li git-li :))))
bazen bi siktir git diyesin gelio da kime diicen? karşındakinin orda olmadığı zamanlar var bolca. durmak lazım belki de bazen :) beklemek iyidir.

şimdi her nasıl olursa olsun, bazen sadece nefes alıp vermek kafi demek ki. ha pantolonuma sığmamışım ha evime ha içime!
bazen oluyo işte öyle. bisiklete biniyorum geçiyo. 

10 June 2011

gözümün önünden sürekli ''creating the movie... time remaining about 7 minutes...'' falan gibi şeyler geçiyo.  olur öyle aynı şeyi üst üste yapınca da neden bu kadar panik oldum onu anlamadım? elim ayağıma dolaşıyo ateş basıyo. sürekli bilgisayarın yerini değiştiriyorum falan! allam sen beni koru yarabbim. delirdim galiba :S 
şimdi bi rüzgar esti saçlarımı farkettim :) 3-5 telli tutam uçtu gözümün önünden. çağırdıkça gitmiyo olma hali var havada. gitmedikçe susyo. sustukça çağırıyo. çağırdıkça gelmiyo. gelmedikçe rüzgar esiyo. rüzgar estikçe küsüyo. küstükçe hep aynı cümle gelio.

aslında ben diilim saçları uçuşan. izlediği filmin hikayesinden çok kurgusuna takıp ''ah ulan ne zekice'' diyip içi kabaranım. birilerinin de şekilci olması lazım bu haytta. şekil olabildik -ci'si damda kaldı.

kendimi şımartmayı özledim kelimelerimle. içim burula burula -mış gibiyim işte. n'apim başka bişe gelmio aklıma. inanmazsam olmaz tabi. kısa cümleler kurarsam da... olduğumdan değil, olmasından korkup olduğunu varsaydığım şeyden kaçıomuşum. o ne be?

saçlarım sigara koktu! sen kokma ben kokucam die inat edip koktu işte. ne boksa o işte. namık kemal'in de elleri kocamanmış. ama öyle uzun ince parmakları yokmuş galba. dedim hacı o zaman namık kemal diil allahı olsa da dokunamaz pamuk gibi, hissi de yumuşacık olamaz kokusunu sana geçirirken. o anca yazsın dursun, bana değmedikten sonra s.kime kadar yazar anca kaldı ki s.km de yok. şimdi düşündüm de hacı, nası oluyo bu değme işi ya? öyle koku falan! ne iş?

neden yalan girince hikayeye bilmeden hissediyorum yaa? içime sokiim! ne güzel inanıyoduk işte aq!

gökdağ bi bira getirmişti. bok gibi! şekerli. ''tuborg gold'' yasaklasınlar satışını. şarap yapcam büyüyünce. salonumun ortasında kocaman eski bi masa olcak karaf hep üstünde. içi de hep dolu. misafirlerim gelsin tatsın. beğendiklerinden alıp gitsinler. ben de böylece daha fazla düşünmek zorunda kalmam bu kokan neden bu kadar güzel diye!

bak yine rüzga esti :)

05 June 2011


arkadaşlarım bişe söölediğinde anladığım şeyden hoşlanmadıklarında ya da anlatmak istediklerini anlamadığımda kuyruğu kapıya sıkışmış köpek gibi havlayıp üzerime saldırdırıp beni ahmaklıkla suçladıklarında, onların aslında beni değil kendi çemberlerindeki yerimi sevdikleriyle yüzleşme fikrinden hiç hoşlanmıyorum. kırılmak bööle bişe bende.