31 May 2011

kelimeler vardır. bazen asla cümle olamaz diye bişe geldi aklıma.

allam ben kıro homo biri oldum yaa. koşarak uzaklaştır beni burdan
dilek ve şikayet kutuma şikayetimi bildirmiştim. her ayın 1'i ve 15!inde açılan kutuya şöyle bi şikayetim olmuş:
''şikayetim var ama neyden olduğunu bilmiyorum. bu durumdan şikayetçiyim. tanrı yok ki''

bazen gerçekten ''cmd f'' lazım bana 
bazen ardışık bişe izledikten sonra kelimeleri düzgün söyleyemiyorum. ya kekeliyorum ya da harfleri yutuyorum. artık video editledikten sonra da beynim kekeme oluyo, açılmak saatlerimi alıyo :) srona bu kdaar oasmla blie yzaı yzraaekn hfraerlin yerini karıştırıyorum. karnım acıkıyo... tam karnım acıkmışken konumuzla ne alakası var dedirtecek sorular soruyo birileri kafam karışıyo yemek siparişi vermeyi unutuyorum.

bi kere okuldan dönerken iskelede özgün'ün babasını görmüştüm. yanaklarımdan öpüp kızım baban ne iş yapıo demişti. o zaman da kekemelikle açlık arası bişe hissetmiştim. söz konusu amca evde çıplak ayakkabı boyayıp, arabanın fren balatalarını değiştirdiğimiz için siz ne kadar çok frene basıyosunuz yaa die bizi azarlamıştı da...

anlamaya çalışmasam daha hızlı hareket edebilirim. yine karnım acıktı ama bu sefer işin kötüsü yemek söylememiş olmama rağmen az evvel sipariş verdiğimi varsayıp beklemeye koyulduğumu farkına varmam 45 dakika aldı.

geçen gece dans ederken de harflerin yeri karışmıştı. sipariş veremedim 45 dakika da bekleyemezdim zaten acıkmamıştım da... kekeledim ve tabii ki ben dahil kimse anlamadı :)

27 May 2011

sebep dediğin

arayıp bulunamadıkça
aranası oldukça
makbuldendir 

19 May 2011

sabah sabah yine kafam çok karıştı ve hemen ardından ishal oldum tabi. bu yeni moda. kafam karışınca içimde kalanları götümden salmak yani. erkenden kalktım meydana kahvaltı yapmaya indim. hala sabahın o saatinde bu kadar trendy, ayık ve full NORMAL! görünmeyi nası başarıyo bu mahalledekiler diye belki 50. kez düşünerek kahaltımı yaptım gazetemi okudum. sabahları meydanda kahvaltı yaparken de hep içimde bişe sıkışıyo yoldan geçenlerle yolda oturanlar arasındaki anlayamadığım farklılığa takılıp kalıyorum. neyse. kalktım nalbura gittim. dönüşte nalburun karşısındaki kendini antikacı sanan eskici dükkanının sahibi sırrı süreyya önder posterlerinin etrafına onlarca türk bayrağı yapıştırmış son rötuşları yapıo ve bağıra bağıra söyleniyo: pkk'lı bu orospu çocukları hem de yobaz. laiklik elden gidiyo bunların yüzünden..... durdum. baktım. içim sıkıştı yine karnım burkuldu bişe diyemedim devam ettim yürümeye. ezik hissettim bi de. eziğim ya şimdi burda söölim o zaman: elden giden bişe varsa eğer kesin sizin gibi antikacı geçinen eskici bozuntusu 3. sınıf vitrin meraklılarından gidiyodur. elindeki bant diline yapışsın da konuşamaz ol!
şimdi geçer ishalim :)

14 May 2011

iyi - dğrou - uguyn zaamn odluğnu ialn eidp ykıa dköe irlelyeen, ilerlemekle de klmaaıyp kdırklarının dğeil ama ymapdkaaılarının ''to do list''ini akrnaladıra bkıraan canlılardanız biz. ben o ''to do list''leri yrpaak byüüüdm. şimdi kırık pçaraalr her yerimi ktsei, kesilcek yirem kalmadığı gibi içimde kan da kalmadı. hep ksmie bdeenn nereft etmesin, kırıklarım ksmieyi kseisemn diye arkamda bırakmadım ''to do list''lerimi. şdimi birilerinin bdenen nefret emte ihtimaline aldırmadan, tam da nereft edilmeye ihtiyacım olduğu zamanda ialn eidoyurm:
sayfalar dolusu to do list'im var. arkadaki boşluklara ilerleyelim lütfen 

06 May 2011

sık sık kendimi fotoğraftaki gibi hissediyorum. birileri sağda solda takılırken ben de yanlarından objektife bakıp ''aha burası da bööle bi yer'' der gibi cümlelerim oluyo. bazen de kadrajdan çıkıp kendimle konuşuyom.  şimdilerde gidip geliyorum... cebimdekine ya da buraya kendime geleni mi yazsam yoksa sağdan soldan gördüklerimi siteye mi diye. ne sikimse işte aha bak buraya yazıyorum. mesela bugün cebimdekine yazdığım 9 sayfayı da götüme sokarım olur biter.

bi gün pişman olmayı öğrenicek miyim acaba? bu akşam üzeri belimi ne kadar çok sevdiğimi düşündüm nedense! :)

kadin kendi güzelliğine, kendinin söylediği yalanlara inanacak kadar hayran olmalı. başkalarininkilere değil :) 

neden bööle bişe düşündüm bilemedim ama burdan bi yürürüm var ya offf! kendimle ilgili güzel bişe duyduğumda tahammül edemem de bundandır belki. bi tek ben yalan söyleyebilirim kendime ve bi tek ben beğenebilirim kendimi diye. ''sana noluyo olm'' der gibi sinir basıyo. sen ordasın bense burda. içimdekine diil etiketime bak yeter belki o zaman geldiğin gibi olursun neslicim kafası bu.

blog da orospu olmuşken zorlanıyorum silmeden yamaya.

silmeden yazmaya

nesil yaza den yaz az deli dil yaya aya sel yay dil el ay maz sen desin elimden sil nesli

bi de bunun sudokuyla yapılan rakamlı versiyonu var :)





04 May 2011


tracy chapman'dan ''one reason'' dinlerken şuna aydım.... 9 kilo aldığımda ''zayıflayınca giyerim'' dediğim kıyafetlerimi saklayıp o zamanlar aldığım kıyafetleri 6 kilo verdikten sonra ''sikerm'' diyip bakkal poşetlerine tıkıp çöpe attım. bakkal poşeti, 9 kilo almak sonra 6 kilo vermek, 9 kiloyu 10 ayda almış olmak, 6 kiloyu 3 ayda vermiş olmak, tıkıştırıp atmak.... oy oy oyyyy! nerelere ne değiyo kim  bilir. bana değen sana değsin diye hayır duaları göndermekteyim şu sıralar! 

yatğın adı: cihan, çamaşır makinesinin: şefik: çalışma masası: er, sandalyesi: deniz (erdeniz)... koltuğa henüz isim bulamadım ama kendisi en birinci :) sehpa: travis... apartamn desen situation comedy gibi haftada bi gece şenlik. patlayan borular yanan kablolar, asabiyet yapan dede gibi konuşan cillop komşular, ben burda seyyarım diye kendini tanıtan kapıcı, terasa dadanan kişilk sahibi oranize çalışan hırsız kargamız, hayatımda sevgililerimle ya da sahayla mesajlaşmadığım kadar mesajlaştığım alt komşum... 

kifoz'la ilgili olarak aydığım ayrılık... kemikler gitti kifoz bitti... zaten sevgilim de ''inanç''la olan kavgasının acısını bana yükleyip sıyrılmışken işin içinden kifoz bitişiyle ilgili yasım daha yaşanır hale geldi. hiç diilse kifoz benimdi, benim olan yitti... 

tam şu esnada gök gürlemeye başladı. yağmurla hala barışığım hatta çok barışığım. yeni evde dama çıkıp donuma kadar ıslanmışlığım var yağmurda, su kokusunu unutabimlek için. ama gök gürültüsünden hep korktum ben. şimdi götüm atıyo gök gürültüsü yüzünden... neyse ki hala tanıdık korkularım var! neyse ki hala korkabiliyorum. neyse ki hala korktuğumda söyleyebiliyorum; ama kendime ama birine. 

saklanmamak şahane bişe. yağmur da öyle :)