03 April 2011

sabah erkenden kaltım neco'yla. çay içtik sohbetlendik. sonra sergiye gittim gezdim. çıktım fındıklıda kahve içip kitap okudum. eminönüne gittim. baharatçıları gezdim. babama gittim vedalaştım. cihangir'e gittim meydan da hilmi beyle çay içtim, hilmi bey bana buralar 30 sene önce diye anlatırken biraz dinleyemedim aklım kaydı, ulan daha gidip ödev yapıcam diye. sonra erenköy' gittim. fatoş tırnaklarımı kesti. annemle buluştum öpüştük. sonra kköye gittim çorap aldım. sonra geldim ödev yaptım. alemdar geldi babanesinin videosunu izledik :) (bu hayatta o kadın olunmaz doğulur bence) o esanada ödev bitti. çanta hazırladım. şimdi melda gelicek püsküüt getircek. alemdar'da uyudu şuracıkta.

etrafta hayat HERKES için belli bi rutinde akarken diye başlıyo aklıma gelenler... gerisi yok. geçen gece havaalanında kusunca düşündüm. kustum sonra gittim yattım. öyle güzel içim geçmiş ki! sonra hemen kendime çeki düzen veresim geldi nedense? ezberden işte. ortalık yerde yatılmaz. ey gidi!

ben hiç trafikte sıkışmıyorum çünkü günlük planım sıkışık saate kalmamak üzere. yolcu ya da sürücü farketmez.

millet uzay da mı yaşıyo diye şaşıyorum ya aslında gerçek uzaylı benmişim gibi. böyle bi cins var bu hayatta bence. kendi seçtiği şeylere maruz kalan, rengi kokusu zevki tercihi bi uzaylı gibi olan. akşam trafiğine kaçımız kalıyoruz? ben diil mesela.

nurhan hoca beni deli diye anmış, anlatmış... niye ki dedim! sormama şaşırır gibi aa diil misin? delinin delisisin gibi bişe dedi ağzının içinden sonra. alla alla? o kadar belli oluyo mu diye düşündüm.

şimdi öööle savrulmaca geldiği gibi :)

No comments: