06 April 2011


nüfus cüzdanımdaki dini kaldırmama çok şaşırmışlar. insanlar arada bi gelip snaa good job diyo. noldu diye sorunca amerikan filmlerindeki basket maçlarında mola alan koçun ses tonuyla az evvel söylemiş olduğun şeyden ne kadar etkilendiğini nerdeyse gözleri dolarak anlatıyo.

sabah gördüğüm rüyadan kelli ağlayarak uyandım. 2 saat erken kalkmışım tam o esnada telefon çaldı. güneş doğuyo hadi göle dedi. nası heycanlandım anlatamam. otelden evlere taşınıcaamız için valizimi toplamıştım. o heycanla da açmaya üşendim en üstte ne varsa pijamayı çıkarıp taktım elbiseyi sırtıma koşa koşa gittim. tabii ki çorap giymeden ve tabii ki yanıma kimlik cüzdan s.kim almadan. neden heyecanlanınca bu kadar çok kendimi bırakıyorum geldiği gibi olsun oluyorum? neden mutlu olunca mantığımı yitirip umursamaz oluyorum? Soğuktan donarak ölmiicemi bildiğim için olabilir mi? bazen bu kadar şuursuz olduğum için ayıplandığım hatta aptal sanıldığım olmuştur bilenler bilir. yağmur yağdığında da böyle çılgına dönüyo içim. hadi hop gidip ıslanalım kendimiz balkondan aşşa sarkıtalım oluyo.

feysbuka da yazdım moderatör ''moderatorumuz televiZyonlarda ucuz sisme yatak pazarlayan enerji deposu sunucuyla non formal trainingin amına koymuş alper akyuz arasi bi yerde :)''. bazen sıkılıyorum çünkü masada oturup tahtaya bizden alınan 5 cümleye referansla 1,5 saat ''etkili iletişim'' ''kültürel diyalog'' falan konuşuyoruz.

amerikalılara nonformal herhangi bişey ters bence çünkü onlar zaten nonformal deneyimden sonra yapılan brainstorm kafasında yaşıyolar. which is good. dedim ya bazen sıkılıyorum, neyse ki yaşayıp öğrenmek hala motive ediyo da bildiklerime diil de ''ulan bu nası oluyo ki'' kafama sırtımı yaslıyorum da keyifli hale gelio.

value clarification yaptık. bilin bakalım önce herkesin kendi için seçtiği ilk 5'i birleştirip grubun 5'i yapınca ne çıktı? to have loving family, to be honest person, to have good friends, to have equal opportunity for all people bi de bi sikim daha... bu ne aq demedim desem yalan olur. Tabi bu da grubun ne olduğula ilgili bana çok şey ifade ediyo. ben sandım ki daha hardcore bişe olcaktı. bu da benim çakmalığım olsun işte. bu hayatta hepimiz bişe sanarak gelmişiz buraya, sonra sandıklarmız aslında hiç düşünmediklerimizmiş, benimki de bu olsun... g.tüm kalkmış benim. Demek ki neymiş bu saatten sonra shaing experience diye bişe olmazmış o experience'leri başka şeyler için kullanıp kendi ekibinle share etmek lazımmış.

yine düşündüm acaba ben mi çok ruhsuzum yoksa geç mi tepkiyo içime girenler diye. bir kere daha şahit oldum ki bazılarımız gördüklerine şaşırıyo ki bu görülen her ne ise kısa süreli hafızayla şekeri gibi birer anı olup eriyolar, bazılarımız ise duyduklarına ya da gördükten sonra üzerine düşündüklerine şaşıyo ki bu da onları şimdi bulundukları halden daha ruh hastası ve düşün allah düşün manyağı yapıp sürekli başka birine dönüştürüyo.

bu akşam hepimiz some stay'lere geldik. alemdar galiba gey bi çiftle kalıcak. çok taşşak geçtik :) kendisinin izniyle elbette. yola çıkmadan bi gece evvel benim evde prova bile yaptı ''i'm ok with this situation but you know don't kiss each other when i'm around'' falan dedi... evlere dağılmadan evvel bi ortam resmetmeye çalıştım kendisine. fransız usulü hazırlanmış yemekler ve şarap eşliğinde ailecek bi akşam yemeği ve hayatlarmızdan sohbetler... :)) hafif keli terler gibi oldu.

bizim evde bi sibirya kurdu kırması var :) çıldırdı bizimle. bi melda'yı yalıyo bi beni. ama bence en çok meldayı :)))) melda her zamanki pür neşe ve tükenmek bilmeyen enerjisiyle hareket halinde. akşam üzeri dünyanın en güzel yerine gittik. www.workingbikes.org. evinde kaldığımız çocuğun çalıştığı organizasyon. ctesi akşamı gönüllü takılma saatinde gidip t-shirt boyiicaz :) o kadar güzel kokuyodu ki mekan... çıkmadan önce ikimizde bi durup son kez nefes alıp kokuyu içimize çektik gibi hissettim.

yarın sabah en sevdiğim konu: 'leadership''. bakalım nası anlatıcam derdimi... bu seferde benim gözlerim dolsun bakalım.


No comments: