09 April 2011

   ne bi başkası olmak ne de bi başkasının yerinde olmak istiyorum. başkasının yerine konmuş hissetsem de kendimi bazen, yerine konduğum şeyi içime alırken iyiydi de şimdi mi kötü oldu diye de sormadan edemiyorum kendime. biraz delikanlı olmak lazım neslicim!

dönüp bakınca hikaye hep aynı ama. içimize aldıklarımız dışında kaldıklarımız, yerinde bıraktıklarımız yerine koyduklarımız.... mekan değişir, zaman zaten hiç birimizin değildir. aynı yerlere gidilir başka tshirtler giyilmiştir bu sefer. aynı heyecanla başka bi iş yapıyor olursun o esnada. isimler de değişir, arada bir yenilere seslenirken dilin sürçüp başka hikayelerden isimler çıksa da ağzından aslında seslendiğin hep aynı kişidir. kime seslendiğin değil de aslolan tuvaletin kapısında bekleyen sensindir aslında! değişen içindeki değildir çünkü içindeki hep sensindir zaten. hep daha iyisi vardır demişti bi sevdiğim. hep daha iyi olan senin görebildiğin kadarıdır aslında bi yandan da... çünkü iyi yoktur senin dışında senden öte. ben, benden öte olana inanıp haddimi aştım belkide kendime karşı. adım nesli. tuvaletteyken başka bi isimle çağrılmış olmama tepki vermemiş olmam da belki ondan. adım nesli. sen aslında 'nesli' diye seslenirken ben değildiğim beklediğin. kimse değildi. bişe beklemiyoruz çünkü. kendi kendimize yetebilen hep daha iyisini başka'da sanan mekanizmalarız o kadar.

kendim olmak beni mutlu eden. şapşik mapşik... benim. bazen sıkışıp kalıyorum içimde olana, kalkıp bi duş almak, sonra uzuuuunca yürümek iyi geliyo. kafam yürürken çalışıyo bunu zaten konuşmuştuk.

bahar gelirken, kışın ve ondan önceki kışın ve ondan önceki kışın rehaveti unutulmuştur en güzel sevişmelerle birlikte. yeni bahar geldi en iyisi her zaman vardır asıl soru şimdikiyle ne yaptığın sorusuyla gülüşümüz, kıyafetlerimiz değişir. yeniye değiştiğimize inanmak, kendimizi inandırmak için bedenlerimizi de değiştiririz bilmeden. hatta bazen içimizdeki o bahar geldi yaşasın heyecanıyla bedenlerimize kazırız hep daha iyisi vardır hissiyle gelen yeniyi. yeni de yoktur aslında. sen zaten yaşamaktasındır yıllardır. döner döner dolaşır gelirsin aynı hikayeye başka tshirtle... bu dersin sonu yok. döner durursun ve senden iyi bilen de olmaz neresinde olduğunu hikayenin.

asla karşılaşmayacak olsak da bazılarımızın hayatları çoktan kesişmiştir sonsuza kadar ve yapacak hiç bişe yoktur. çünkü hikayelerimizi hep aynı tatta benzer kokularla kendi kendimize yazarız. yaşarız, inanırız. mühim olan mekana zamana sözlere anlam bağlamamak! çünkü hiç biri senin değildir sadece sen ordasındır o esnada o zaten öncesinde de sonrasında da var olandır. hepimiz ve herşey gibi.

görebildiğim ama keşke görmeseydim ya da gördüm de yaşarken neden müdahale etmedim dediğim oluyo bazen. e hep geldiği gibi oldu. benim iyi'im gelebilmiş olmasıdır gelenle derdim olmaz. sonu bu darlanıklıksa onu da yaşarız aq. ben bunla güzelim. baktığım yerden kendimi göremesem de ordan bakınca hep güzelim. yine bi sevdiğim sölemişti bunu bana. hep istediğim gibi, olduğum gibi. şimdi bi dujjj alıp şehre yürümek zamanı. döndüğümde hangi tshirti nerde giyicemiii ve ne yapıııcamı bilmesem de hayatta birilerinin devam edebildiğini görmek içimi ferahlattı :)

No comments: