28 March 2011

bazen zamana ihtiyacın olduğunda şartlar sana bağlı olmaz. zamanın senin olamayışı ve senin zamana bağlı oluşun diye bişe varmış. ya da tam tersi.

defterimin arasında 2 tane yapılacaklar listesi var. ha deyince yapılacaklar bitti. gittim, aldım, geldim, koydum, durdum, yaptım. oldu! ha desem yapamayacak olduklarımla dolu listenin kalanı. zaman lazım. zamanla gelecek olanlar sadece zamanı geldiğinde olabilirler. bu da bazen çaresiz hissettiriyo. zamanı beklemeden gidip lazım olanı almak kolay ama mevzu almak diiil. aldığının sahibi olmak. senin olması lazım. o zaman sen olursun. yani ben! öyle kızsal şeyleri diil istediklerim, hayati gereklilikler hepsi de! ama zaman gelmedi henüz yanında getircekleri de yok o nedenle.

bugün hastanenin otoparkında bi kadın ağladı avaz avaz kendini yerlere attı tam 1 saat. babam öldü diye. insanın ağlarken hayvan gibi sesler çıkarıp kendini yerlere atması da garip geldi. insan gibi olmaya ne atfettiysem artık?

atfetmek ilgili yaptığım şey salakça diye düşündüm sonra. zamanın senin olduğu vakitlerde meğerse neler yapıyomuş insan! aklı kendi içinde. kendi kendine değerler kodlar keşfedip bi de üstine güzelce ezberliyomuş onları. sonra zamansız kalınca ''hmm neydi acaba şimdi burda yapmam gereken'' diye göt gibi kalıyomuş. cevap bulamayınca da kendini avaz avaz ağlarken yerlere atıyomuş. insan olmak lazım!
acilen :)

biri bana mesaj atmış eski yazdıklarınızı inceledim çok hırçın diye. ee dedim. siz yazmayın bence dedi. ben de bırakalım bu sizli bizli konuşmaları dedim.




No comments: