17 December 2010

birinin artık beni sevmediğini düşündüğümde
''acaba neden seviyodu''
''seviyo muydu''
''neden sevdiini hiç hatırlmaya çalışıyo mu acaba''
''sevdiğini sanmamın nedeni ne olabili''
gibi sorular geliyo aklıma. hiç ''gerçekten sevmiyo olabilir mi'' diye düşünmüyorum ama.

bu karmaşada erkeklerin artık sevmeme hali ile kadınların artık sevmeme hali farklı oluyo tabi.

bundan evvel bi yerlere şöyle yazmıştım: ''sevdikleri kadın tarafından bencillikle suçlanan erkekleri seviyorum''
peki ya kadınlara ne demeli? peki ya kadın erkek ayrımı yapmama?

of! kafamın karışmasın için önüme gelen her çıkmaza giriyomuş gibi hissediyorum. bişe düşünürken dikkatim dağılıyo ve sonra anında düşündüğüm şeyle ilgili başka bi yerden düşünmeye başlıyorum. çeşitli düşüncelerden rengini en çok beğendiklerim arasında da gidip geliyorum sonra.

bazen birileri bana şöyle yapıyo(şaşkolozluğumla eğlenmek için-şakadan): bi şey hakkında konuşurken birden ya çok alakasız bir soru soruyo ya da söölüyo (kuşlardan konuşurken bugünün gazetelerini gördün mü diye sormak gibi) sonra birden 3 saniye aklım kitlenip kalıyo ve
kuş-
gazete-
bügün-
neler olmuş olabilir-
bu esnada bir soru değil sonunda nokta olan bi cümle olmalıydı soru işareti nerden çıktı 
...-
..
gibi binlerce şey geçtikten sonra ''durup'' hı? diyorum. işte bazen günün uyanık olduğum zamanlarında o ''hı'' anını saatlerce yaşıo olmak çok sıkıcı olabiliyo. (tabii komik olma durumu hep baki)
-----

nesli'nin yapmaz dediği şeyler yaptığımı farkettğimde ''hmm büyümek bööle bişe demek ki'' başlıklı kaçış kafasıyla kendime yaptığım açıklamalar artık kesmiyo. bu büyümek olamaz. daha ne büyiicem a.q.
peki a..q da ne o zaman diye de sormuyorum sonra sormadığım için bi daha ''hı'' oluyorum


No comments: