24 November 2010

20 November 2010

istiklal caddesi üstünde reklam panosu gibi bişe var. bi çocuk birden ekranda görünüp ekrana vuruyo ''tık tık tık'' sonra da konuşmaya başlıyo. bu sabah önünden geçerken gördüm,
çocuk cama tıkladı
ben de durdu hey naber dedim
o konuşmaya başladığında ben yürümeye devam ediyodum arkadaki amcalar biraz yaptığıma şaşırdı
ama yörük hiç şaşırmadı yürümeye devam etti benle...
sonra listeye bişe daha ekledim, aynı şeylere şaşırdığımız için de seviyoum o'nu

10 November 2010

çok garip şeyler oluyo
e bakıyom hep oluyo o zaman nası garip olabilirler diye düşünüyorum.
neden her seferinde herşeyin garip olduğunu düşünüyorum
garip olmayan ne?
bu sabah eminyet şeridinden gidip sıkışık trafikte yanımdan geçip gidenlere kı olup arkadan gelen emniyet şeritçilere kıllık yapmak istedim. eminyet şeridine geçip 4'lüleri yaktım araba bouluyo kafasnda saatte 4 km hızla ilerlemeye yelendim. sonra arkadan gelen bi araba sinirlenip bana kaynadı. gerçek yola geip eminyet şeridindeki eni solladı ve yine emniyet şeridinden bastı gitti. yüksek sesle ''inşallah arkadan biri arabana çarpar'' diye bağırdım. aslında kendimle olan bu kavga TEM üzerinde bi yerlerde cereyan etti. sonra okmeydanı sapağından girdim bi de ne göreyim :S benim arabaya arkadan bi kartal girmiş kartal yarısına kadar içeri göçmüş, benim adamda bi sikim yok çünkü kocaman bi jeep ve kartalın yarısına karşılık sadece tamponu düşen bi jeep. hayatımda belki de ilk defa bu kadar öfkeli ve fütursuzca beddua edip göt olmak unutamakta zorlanacağım hikayelerden biri. kendimi hiç böyle bi renkte kötü hissetmemiştim. annem sakın beddua etme der hep. şimdi sannki anneme anlatınca bütün kabahatimden arınış ve hissimin rengini değiştirmiş olıcam gibi geliyo. annem ağzıma sıçcak beddua ne a.ına koim yiaa!

başka bi gariplik de
sınıflarına yeni gittiğim insanların bi kısmı beni ajan bi kısmı da örtmen (sen örtmen misin die sordular) sanıyo. bi sorun yok nasılsa hepsiyle şahane kanka olucam. aşkımız henüz yeni alevlenmiş bir nefret şimdilik. dün sınava girdim. 9'a başlaması gereken sınav 9:25 olduğunda tekrar tekrar sorulan ve birbirinden hiç bi farkı olmayan sorular yüzünden başlayamadı. dayanamadım kaynadım tabi: sikicem ders kaynatmayı anlıyoum, yapanı destekliyoum - yürekten sadece - gözümde başka bi mertebeye oturtuyoum ama abi sınav kaynatılmaz ki bea!! neyse ben bi iki elemana kaynadım abi kesseniz de başlasak die. sonra sınav başladı. birazdan arkamdaki yeni alevlerden biri dürtüp ''bahğ bi'' dedi sonra:
-ne var
-kızım sen yeni geldin ne yazıyon bu kadar uzun yiaa
-sana ne be
(bu arada ''arkadaşlar lütfen şey etmeyin diye bi uyarı geldi)
daha fısıltılı ve tehdit eden bi sesle
-hiç arkadaşın olmicak bu bölümde yannız kalcaksın bak gör
dedi...
ohh dedim içimden demek en yakın arkadaşım sen olcaksın... memnun oldum.

-kapının önünde bi kadın yolumu kesip ''sana annenle ilgili herşeyi anlatcam'' dedi

-arabasını parketikten sonra arkasından ''pardon beyfendi arabanızın farları açık kaldı''die bağırdığım adam ''hmm o mu otomatik kapanıyo'' diyip sazanlık işgüzarlık ve mallığıma rağmen teşekkür edip gitti.

-alışık olmadığım bok reknli ojeler yüzünden kendi sol elimi başkasının eli sanıp daldın bi şekilde sağ elimle yazı yazarken masanın üzerinde görünce yerimden 15 santim fırladım.

-son bir ay içinde okuldaki salak bi şaka yüzünden belki 20 kişiye kimliğimi gösterip en az 30 kişiye de ''evet 30 yaşındayım'' demek zorunda kaldım. 

-2 milyon istabullu eylemine 200 kişiyle birlikte katıldığım galata köprüsünde ''burda n'oluyo yau'' die soran balıkçılara cevap vermeyip yanlarından yürüyüp geçen insanların arasında olduğum için kendimden uatnıp, 'e ulan ben nie anlatmadım o zaman'' demeyi de nerdeyse 2 saat sonra akıl edebildim.

-hayatımda bunalıma giren ya da oturduğu yerden gek gek konuşup bi sikim yapmayan ama götü eiffel kulesinde olan hatta yalan dolan vaatleriyle insanları oyalayıp ''bu ara bunalımdayım'' sikine sarılan herkesle her ne ilişkim varsa -bu ilişkiden vazgeçmek şatıyla- sırf gelip bana sarmasınlar diye gönüllü olarak düzenli sakso çekip ceraati alma projemden babama bahseteye çalıştım. anlaşılmaz bi hal aldı diyaloğumuz.

-sabahları uyandığımda ya da çişimi yaparken içimde çalan şarkıları feysbuktan paylaştığımda şarkı hemen susuyo içerde.

-yarım saat önce bi daa da beddua etmicem die ağladım ya! 20 saniye önce feysbuka şöyle bi ileti yazdım kendimi tutamayıp ''öğrencilerini konuşturup, şarkı tekerleme söyletip boktan telefonlarının kameralarına kaydettikten sonra görüntüleri feysbuka koyan bütün öğretmenler ölsün! hem de hepsi.'' yazdım lağğn. n'oluyo bana be!

işte kısacıktan aklıma gelen, hepsini garip bulduğum, birbiriyle alakası olamayan bu ŞEYlerden onlarcası hergün  olup bitmeye devam ederken ben neden garipsiyorum...
e tabi bunun da cevabı gayet açık diğerleri gibi... şöyle: kendime neden soru soruyorum-kendime sorduğum sorunun içinde neden ben kelimesi var-soru neden ... ile bitiyor ? uyumaya mı gitmiş?

günah mı çıkardım ne? askerdeyiz aq sanki. gerçi gitmedim hiç askerlik bilmem de bizim giden arkadaşlar var onlar anlattıydı :) o zaman the gathering'den saturnine sevip de kavuşamayanlara gelsin

09 November 2010

Bu nasıl bişe olabilir acaba?
Bildiğinden şüphe etmek!
Şöyle mi mesela
O kadar aynısındır ki ve hep o kadar aynısındır ki bazen sadece bir renk gibi olabilirsin en göz alanından
Ben de burnmun ucu kadar görüp olan kadar algılayabildiğimden
Duyduğumu gerçek gördüğümü benim bilirim.
Halbuki görüdklerimden öte duyduklarmdan sır olan vardır ki
O da
O kadar aynısındır ki ve hep o kadar aynısındır ki bazen bildiğim şeyin aynı olduğun olduğuna inanırım
Çünkü her şüphe ettiğimde dersin ki
O kadar aynıyım ve hep o kadar aynıyım ki; seni sevdiğimi söylerim bildiğinden şaşma diye
Halbu ki seviyo musun dememiştim
Bildiğimden şüphe etmenin nasıl bişey olduğunu sormuştum o esnada,
Neyse ki sen o kadar aynı ve o hep o kadar aynısın ki ne söyediğin değil ne olduğu önemlidir yine o esnada
Ne misin?
Konuşsaydın eğer olduğundan daha yalan olmayacak kadar aynısın ve hep o kadar yalansın ki kendine söylenen
Hep gerçek ve benim olmak zorunda hissetmemin çabası kadar yoksun artık...
Halbuki ben hiç yalnız değilim sen yokken,
O kadar yok ve hep o kadar yoksun ki
Bi sessiz nefes veriş bi de zar zor yutkunuş kadar ordayım çünkü her sen olmayışında
Ayrıca
Tek bildiğim ''olmayışım''
Neyse ki
Tek şüphe ettiğim şey bu değil