27 September 2010

kaldı 2
bu sefer nedense çok uzun geldi... anlatcak çok şey vardı bıdır bıdırlar içmde kaldı ondan galba.karşı apartmanı boyadılar. istanbul trafiği BOK gibi oldu okullar yüzünden. mahallede 2 çocuk kavga etti dayanamadım araya girdim. otobüste şoföre ''sen bana cevap veremezsin şoförsün'' diyen kadına''siz de galiba tezgahtarsınız'' dedim :( birinin tezgahtar olmasıyla ilgili hiç bi derdim yok vidanjör şoförü olma hayalimden sonra tezgahtarlık da büyüyünce olmak istediklerim listesinde bilenler bilir. ama işte insanların canını böyle acıtabileceğine inandığını düşünüp kadına giriştim... erdal peşimden ''şşşş kız ilk defa seni pantolonla görüyom'' diye avaz avaz bağırdı. göt bacaklarıma mı bakıyon diicektim zor tuttum. fani teyze ile otoparkçı adamın sevgili olduklarını düşünüyorum. yeni taşınan kız pati ablası olabilir geçende her yer inledi sonra eğlnce sokağa taştı. büyücü kitabının devamını bulamdığım için bitmesin diye her akşam 2 sayfa okuyorum. bi insan hazır köfte bile pişirez mi işte o benim yine anladık. alem göt olmuş ama ciciler de var arada... çoça bugün yeni ofisindeyi. bece çok cool :) bugün kendimi ilk defa yaşım yüzünden büyük hissettim ve biraz da ait olmayan... ctesi gecesi çok huysuzlandım ama sebepsiz!!! 2 gün sonra daha iyi hissetme ihtimalim geçmek bilmeyen zamanın şı diye akıp gitme ihtimalinden daha yüksek ama :).

23 September 2010

Bana
Keşke
Biraz
Ben
Herkes

Sadece hayal ettim işte

19 September 2010

her tarafı ter kokan hostes çay kahve servisi yaparken servis tepsisine ayı gibi dalan sırası gelmemiş yolcu, 14:30'da bolu'dan kalkan ama 15:15'de hala bolu'nun çeşitli yerlerinden yolcu alan 45 kişilik minibüs, şoförün her söylediği argo lafı üzerine alınan eskortluk mesleğine gönül vermiş yolcu....5 saat 30 dakika'da henüz kavacığa varabildiimiz otobüs yolculuğu...15:30'da verdiğimiz molayı saymıyorum bile... en ala cigaradan daha fantastikti. açık haca çarpan bünye gibi oluyorum :)

16 September 2010

kuştepe kantindeyim. yarım saat evvel n'aaptım ben diye düşünmüşken feysbukuma barni moloztaş rumuzlu birinden mail gedli. ''merhaba... köleniz olmasını ister miydiniz?'' yazıyodu.

heh dedim ben de ta onu diodum...

08 September 2010


bU HaYyATtA heRşeY βO(K)LitiK oLmaK içiN

herkes u2 konserinden bahsediyor elbette. boru diil u2. fanatiği olmamama rağmen, beleş biletle girmiş olmama rağmen, en sevdiğim şarkının söylenmemiş olmasına neden çok bozuldum die düşündüm. 2 nedeni var.
1-insanoğlu bi garip, konserden 48 saat öncesinde bile abileri sahnede görme konusundaki motivasyonum her yılbaşında minione dileme motivasyonum kadarken, ''madem şimdi konser seyircisiyim o zaman neden u2 fanı gibi davranmayayım, ben zaten bu adamların ezelden beri hastasıyım-ki palavra çoğu-' kafasıyla çakma bi fan psikolojisi geliyo insana. insanoğlu çok kuş hafızalı yau!
2-havaya girmek için hiç kasmadığın bi konser, almış yürümüş... kaç zamandır orda olduğuma ve nasıl tepkiler verdiğime dair en ufak bi fikrim olamayacak kadar mutluyken (hatta bi ara sahnedekilerden sonra şu anda bu hayattaki en mutlu insan ben olabilirim diye düşünecek kadar kafayı yemişken) zülfü'nün sahneye çıkıp bilmemkaçbin kişiyle birlikte solo ''yiğidim aslaaaaannııımmmmm burraaa yaatııyooorrrr'' diye şarkı söylemesi, içimde, akbil kuyruğunda birinin gelip arkadan bana değdirmesi sonucu yaşayacağım taciz kızgınlığı hissettirdi. lan! zülfü dinlemek istesek anasının amı kadar yol gidip, çamura bata çıka 0-6 yaş zekasına uygun labirent oyunu simülasyonuna girmezdik. no'lu yani şimdi? ''sahneden bono egemen bağış lafı yüzünden seyircilerden özür diledi'' zanneden bir grup salak orgazm oldu o kadar.
halbuki konumuz u2 acaba ''stuck in a moment'' söyleyecek mi? aaa ulan sahneye bak a.na koim adamlar yapmış şaşkınlığında konser izlemek varken, şimdi birilerinin gerçeği olan ve maruz kaldıkça kendimi yalnız hissettiğim şeyin ortasında, sıkışmış buldum. stuck in a moment dinelemeyi beklerken kendimi koca stad üzerimden geçiyomuş gibi sıkışmış hissetmem de hiç ironik falan olmadı ayrıca.

yaşasın sevgilim oldu mektubu'ma bu sene, önümüzdeki kış için planlarımdan bahsetmemiştim. şimdi vakti geldi: hayatın en azından bana böyle olma ihitimaliyle uyanmam için mecburen sen de orda olmalısın. (yapcak bişe yok) tabi bundan haberin olabilmesi için mektubumu bizzat adresine iletmem gerekecek.