01 August 2010

9 iyi
ne biliiim ben bea!
neslicim bazen çok tatlı oluyosun ama şey olunca da...
ne!
kaç?
yok 5 :)
sıcaktan oluyo desem bahane, her şeye bi bahanem varmış ya. bi de hep ben bilmem beyim bilirciymişim ya! hastr lan!
hızımı alıp da yazayım diye saçmalıyorum ama olmadı.
sıcakta olmuyo neslicin. neyse zaten soğukken de çok hayrını görmedik.
neyse ben şööle 2 kilo 300 gram kadar alayım yağsız tarafından, ızgaralık hem de...
anlayabilene aşkolsun!
ayyyğğğğhhhhh sıcağğğk.
anna'nın hediye etiği lokomotifçi lukas ve cim düğme isimli çocu romanının ilk kitabını bitirdim. artık bi alman'a alman mısın diye sormayacğım çünkü alman olmanın ne demek olduğunu temelden idrak edip felsefesini içimde hissettim roman sayesinde. ulan insan çocuk romanın da adaleten sevgiden paylaşmaktan bahsederken çocuğu insan yerine koyar mı hiç? anlasın diye günlük olaylardan basit örnekler verir mi? ejderhayı öldürmezsin ama ejderha da aklı başına gelince bilge olmaya karar verir mi? bizde olsa yaptıklarından çok pişman bir şekilde bir daha asla kötü olmayacağına yemin eder ve ömrünün sonuna kadar çevesindekilere iyilik getirmek için ömrünü heba eder hatta bazen kendini aptal yerine bile koyar. biz böyle bildikk valla. türkler gibi aptal, 2 ayaklı ama aslında penguen sanıp vıcı bıcı yaptığımız bi yaratık yerine konan çocuk denen şey, metroda durakları anons eden kadının ses tonuyla ''ellerimizi yıkamadan masaya oturmuyorUZ'' kadar manasız öğütlerle kel oğlan dinledi uzunca bi süre. aman neyse ne işte! neyseki öğrendiklerimi unutmaya başlayalı çok oldu. herkesin unuttupu kendine valla! ben bilmiyor olduklarımla çok mutluyum.
hadi kodum.

No comments: