28 August 2010


yine olmasın lütfen demek için çok geç sanırım. şimdi bana düşen kendi işime bakmak. bi başka-sı-ları olmayacak hayatımda, ''.... rağmen ...... oldu'' ların kahramanı ben olucam bu sefer. (bu nelaa! eski kocası tarafında aldatılan iclal aydın şeysi gibi oldu)
geçen gün içme değen'le yazışırken şöyle bi cümle kurmuştum: "hayatı olduğu gibi kabul ediyomuş gibi yapıyorum. yoksa aslında içimde herşeyin hesabını tutan dünyanın en büyük tücar kafalı orospusu var." yazması kolaydı. buna cevaben o'nun yazdıklarını okuduktan sonraki kısmı biraz yorucu oldu elbet ama içe değmek böyle bişe sanırsam...
ağlaksan gelme kafası
anne ben eyleme gidiyorum!
saat: 15:oo tünel meydanı

25 August 2010

bu fotoya dikkatli bak demek isterdim ama herşey çok açık...çok zorlamaya gerek yok. bi bak sonra sonra unutmak için desteğe ihtiyacın olursa bi feysbuk sayfasına girip birilerinin orda burda poz vererek çektirdiği şahane fotolara bak, derin nefes al, temiz havaya çık falan... ne biliiim sorumluluk sana ait işte.

geçen gün gittim vesikalık fotoğraf çektirmeye... sabah saat 9:00. henüz uyanmamışım tabii sonra saçlarımı yine taramadığım gibi içinden çıklımaz porsukluğunu da kamufle etmek için toplamışım arkadan. neyse gittim fotocuya dedi ki ''istersen makyaj yapabilirsin'' o ana kadar hayatımda ne kadar uzun zamandır makyaj denen şeyin ne demek ve hayatımdan ne kadar uzak olduğunu hatırlayıp sevindim ama sonra içimde de dedim ki ''ulan göt gibi yüzüm e adam haklı azcık renk gelsin istedi''. ulan hale bak herif orda beni beklerken ben de elimde fırça oramı buramı boyiicam... fantaziye bak! gerek yok yapalım sabah sabah şipşak bitsin dedim. sonra ''makyaj istemez de saçlarımı düzelteyim'' dedim. tokayı bi açtım amaaaannnnn saçlar benden inat. ayrıca o saça çıtır olmuş denmez '' sen misin saç taramayan al sana allahın gazabı'' der gibi bi karmaşa çıktı ortaya. dedim sikerim yaa ne saçı ''çek abi sen şöyle en hızlısından bi vesikalık olsun bitsin, ne için kasıyorum'' oturdum tabureye. lan a.ına koim sanki güzellik yarışmasına göndericez fotoyu, bin kere çekti. ööle dön bööle bak kafayı kaldır, gül.... bittim. dedim ki yeter olduğu kadar, zorlamaya gerek yok sabahın bu saatinde sana yazık. sonra gittik bilgisayarın başına abi en teknolojiğinden atraksiyonlar yapıyo fotoya. göz altlarındaki şişler, sivilceler, güneş lekeleri derken bi badana işine girdi bilgisayar başında. off be dedim hani acele vesikalık çektiriyoduk bea! bitmedi. abiye şöyle afillisinden bi foto al desem heralde bi gece öönceden kampa girip güzellik kürü falan yapıp sabahına da şova geçicektik. yine dedim ki ''güzel abiicim kasma alt tarafı bi vesikalık'' abi de dedik ki '' bu benim işim yau uğraşmıyorum'' o zaman dank etti adam gerçekten işini yapmaya çalışıyo sabahtan beri ama ben onun kadar motive olamadığım için sabahın o saatinde abinini işini yapabilmesindeki en büyük engeldim. ''insanla çalışıyosunuz işiniz çok zor kardeş'' diye taksiciyle muhabbet kurmaya çalışan insanlar geldi aklıma. abinin işi çok zor valla insanla çalışıyo. neyse, rotuşlanmadan önceki hali ile sonraki hali arasındaki tek fark renkleri olan fotodaki şey (ki galiba ben rotuştan sonra harikalar yaratılmış bi eser bekliyordum sanırım) hayatımda gördüğüm en komik şeydi. o şeye bi kelime yok, şey işte. içimden çok taşşak geçtim kendimle. o ne be? insan mıyım ben?

sonra bi otobüse bindim. karşıma 2 tane çocuk oturdu. e tabi bakıyoruz birbirimize ara sıra. sonra vesikalıkları hatırlayıp içimden kalkıp çocukların yanaklarından öprerk ''kardeş sizi tebrik ediyorum, karşımda nasıl gülmeden 15 dakikadır oturabiliyorsunuz? sabrınım hayrınıza demek istedim. bu kafaya bakıp da bi insan nası gülmekten kopmaz valla bravo.

bi ara evdeki nintendo ds ile kendimin maskeli komik fotolarını çekip feysbuka koymuş sonra da ''ulan bunlar çok salak oldu kaldırayım'' demiş ve yok etmiştim. gerek yokmuş ki ben zaten gün içinde de öyle dolaşıyomuşum. fotoları bulursam buraya da koyarım.

''kgemilere bakğın bi de kğola için'' hatii baqkiiim :)

16 August 2010

bazen içime salak gibi his gelio ve herkes beni sevsin istiyorum. sonra kendimden tiksiniyorum. ne ööle vıcık mucuk ığğğk!
bazen de sırf çabaladığım için ''benden geçmemiş'' olduğuna kanaat getirip kendim olduum için böbürleniyorum.
ay çok malım yaa!
hayır olunca n'olcak? oluyo geçiyo.
seviyo bitiyo
geçiyo geliyo
''ben yaptım olu'yo''
olunca da ''nesli'' yapıo.
duramıyorum
e sodaaaaa iç!
vıcık ığğk mök!

01 August 2010

9 iyi
ne biliiim ben bea!
neslicim bazen çok tatlı oluyosun ama şey olunca da...
ne!
kaç?
yok 5 :)
sıcaktan oluyo desem bahane, her şeye bi bahanem varmış ya. bi de hep ben bilmem beyim bilirciymişim ya! hastr lan!
hızımı alıp da yazayım diye saçmalıyorum ama olmadı.
sıcakta olmuyo neslicin. neyse zaten soğukken de çok hayrını görmedik.
neyse ben şööle 2 kilo 300 gram kadar alayım yağsız tarafından, ızgaralık hem de...
anlayabilene aşkolsun!
ayyyğğğğhhhhh sıcağğğk.
anna'nın hediye etiği lokomotifçi lukas ve cim düğme isimli çocu romanının ilk kitabını bitirdim. artık bi alman'a alman mısın diye sormayacğım çünkü alman olmanın ne demek olduğunu temelden idrak edip felsefesini içimde hissettim roman sayesinde. ulan insan çocuk romanın da adaleten sevgiden paylaşmaktan bahsederken çocuğu insan yerine koyar mı hiç? anlasın diye günlük olaylardan basit örnekler verir mi? ejderhayı öldürmezsin ama ejderha da aklı başına gelince bilge olmaya karar verir mi? bizde olsa yaptıklarından çok pişman bir şekilde bir daha asla kötü olmayacağına yemin eder ve ömrünün sonuna kadar çevesindekilere iyilik getirmek için ömrünü heba eder hatta bazen kendini aptal yerine bile koyar. biz böyle bildikk valla. türkler gibi aptal, 2 ayaklı ama aslında penguen sanıp vıcı bıcı yaptığımız bi yaratık yerine konan çocuk denen şey, metroda durakları anons eden kadının ses tonuyla ''ellerimizi yıkamadan masaya oturmuyorUZ'' kadar manasız öğütlerle kel oğlan dinledi uzunca bi süre. aman neyse ne işte! neyseki öğrendiklerimi unutmaya başlayalı çok oldu. herkesin unuttupu kendine valla! ben bilmiyor olduklarımla çok mutluyum.
hadi kodum.