26 March 2010

13 March 2010


gökdağ ile kahvenin önünde durduk, gökdağ arabanın kapısını açıp kafayı dışarı çıkarıp ''abicim burda garanti bankası nerde'' diye sordu. adam hiç sektirmeden ''burda garanti bankası yok'' dedi. bunun üzerine gökdağ ''yaa bize var dediler'' diyip kafayı arkadan geçmekte olan amcaya doğru uzatıp yine ve bir önceki cümlesinin de devamıymış gibi hiç sektirmeden ''burda garanti bankası nerde'' diye yeniden sordu. arkadaki amcaya fırsat kalmadan 10 saniye önce ''burda garanti bankası yok'' diyen abi bir adımdan daha küçük bi hamleyle azıcık yaklaşıp öne eğilerek gökdağ'a: ''bak ilerdeki bilmemneyin önünden sola dönerdönmez orda'' dedi ve bizi paketledi. türk kafası aaabi, burada gerçekten bir garanti bankası yokmuş ama abi ''bize var dediler'' diyip başkasına sorduk diye kendini bizim inandığımız şeye cevap vermeye zorladı. yoksa yoktur. eğer biz de var diye diretiyorsak ve fakat yoksa yine yoktur.
başkalarının inandığı şeylere cevap vermek dedim ya! çok şey anlatıyo yau. süperdi :) bi de burası çok güneşli ve sakin. çok olmuş gelmeyeli. en son letonyaya gitmeden önce selman'la vedalaşmaya gelmiştim. ey gidi günler. aşçı değişmiş mercimek çorbasının tadı kaçmış, yatak örütleri daha az kitsch, lobideki koltukların örütleri değişmiş ama hala aynı kıyıda kalmış halli... bazı şeyler hiç değişmiyo ama.
çıstakk çısstak çıs çıs çısss.