25 November 2009

bi kere bi eğitimde burcu haylazla merdivenden çıkıyoduk, katın başına gelince sener haylaz'a pat die bişe sormuştu; haylaz'da kitlenip kalmış ve ''ıııı beynim durdu'' demişti. o durma halini gördüm ben, kız gerekten kitlenip kalmıştı. şimdi öyleyim bende; ''herkes iğrenç bi ben sütten çıkma ak kaşık'' durumu yok elbette ama günlük hayatım bile o kadar zor gelmeye başladı ki. ''hayatta neler oluyo yaaa'' başlıklı şeylerimiz var ya hani işte; en rutin olanı bile kalbimi yoruyo. n'ie bööle oldu acaba? bazen şaşırmış olmaya şaşırıyorum bazen de beynim durdu oluyo.

20 November 2009


bi sene önce nakaratını bulduğum ilk güfte denememin temasını belirlemeye çalışıyorum. farkettim ki bu tema belirleme durumu hayatlarımızın zehiri olmuş sigara gibi. her sabah, varoluş nedenine ''bi tema bul!'' sloganıyla uyanıyor, ellerini kullanmadan masturbasyona muktedir insanlar olma çabasını layıkıyla yerine getiriyoruz. doğası gereği ''temaya karşıyım'' ezberiyle entelcilik oynayan ahbaplarımızın o yalan doğaları gereği ''hayatta kalabilmek için mecburen'' içinde oldukları pisliğin RaP starı olmak şimdilerde tüm çabam. AMA işte dilimin ucunda sanki herşey de bi türlü gelmiyo. yüzüm gözüm kıpkırmızı ıkınmaktan. şu anda dinlemekte olduğum
''penceresi yola karşı
gelen geçen atır taşı
benim yarim kalem kaşlı
var ara eşini vay vay
saysana liraların beşini vay vay ''

diye sürüp giden rumeli türküsüyle idare etmeye çalışıyorum.

biraz popülist olabilirim yada okadar popülisttim ki artık bokum çıktı ve aslında erdiğimi sandığım level basit dünyevi rutinin en rezil seviyesinde ve ben burnumun ucundaki resmi göremiyorum. bi kere ''acilen sığlaşmak istiyorum'' demiştim ya :)) başardım. o kadar sığ biri oldum ki marmara bölgesindeki ineklerin su içtikleri yalaklara benim adımı veriyorlar anı olsun diye.

05 November 2009



Facebook çıktı mertlik bozludu. Ne kadar uzun zamandır yazmıyorum buraya yahu. Aklına geleni içerde özetle, kes, kopyala hooop Facebook iletisi yap. Valla hiç yakıştıramadım kendime ama bana yakışmayan bi bu diil nasılsa, telafi ederim edemezsem bununla yaşamayı öğrenirim.

Bazı geceler uykudan önce aklıma küçüklüümden hikayeler geliyodu. Sonra o bazı gecelerin yağmur yağan geceler olduğunu anladım. Çatıdan gelen yağmur sesi o küçüklülk hikayelerinin olduğu yaşlardan kalan şeyler aklımda anladım ki! Hep yuva zamanı hikayeleri bu hikayeler.

Yatakhanemizin bişeyiyimdim ama neyi onu çıkaramıyorum. Uykudan önce hangi masalın okunacağına karar verirken ''arkadaşlarına sor sonra Nezahat öğretmene söyle''ci başı gibi bişeydim galba. Yatakhane saatlerinde huzursuzluk çıkınca yapmam gereken bişeyler de vardı sanki bi de uyumak zorunda diilsin ama uyuyanlara bulaşma konulu bişeyler vardı... ama sanki o uyku saati benim için diildi de ben o ''uyku saatinin salim geçmesi içi orda olandım''

Neyse ne işte artık yuva da diilim yuvada da ama çocuk şarkıları hatırlamaya çalışıyorum her gece uyumadan önce söylemek için ...

İnsanın yaptığı hıyarlığı farkına varmayıp, o hıyarlığı dünyanın en önemli meziyeti sanan aptallar var ya işte onları çok seviyorum. Yeni tanışmış olduğum bu hıyarlığın adı ''aldatma''. Uzun zamandır aldatılıyormuşum ama önce hissedip sonra ayyuka çıkma hali henüz yeni. Ama işte asıl insanın canını sıkan aldatılıyor olmak diil. Aldatan insanın yediği bokun anlaşıldığını farkına varmaması :) Ulan ben de diyemiyorum ki: 3 yaşında mıyız sen kimi kime satıyon da düdükcü yamağı sanıp kendini adam düdüklemeye kalkıyosun diye :))) Neyse ki her hıyarlığı not aldığım çiçekli defterim var.

Bu aralar hesaplarımın hepsi artıda. Çirkinlik, aptallık, fakirlik, köylülük, cahillik, yabanilik hesabı yapan insanlar karşısında kendi sahamda büyük ara öndeyim çünkü mevzimi biliyorum :)
(Sevgili aldatması değil bahsettiğim, Nesli n'oldu telefonu etmeye gerek yani)