13 September 2009

Sokağa arnavut kaldırımı döşüyolar. Aralardaki küçük sokaklarada kaldırım yaptılar insanlar arabalarını götlerine soksun diye. Mahallenin yaşlı teyzeleri ara ara taşları döşeyen belediye işçilerini darlıyo diye duymuştum bu kşama şahit oldum. Bi teyze belediye amcasını yakalmış, bu kaldırım çok geniş olmuş birazcık şuralardan daraltın yahu arabalar nasıl geçecek burda??? diye. Çok güldüm durdum izledim. Teyze de onu izlediğimi farketti sanırsam ve kendisini yürekten desteklediğimi hatta lafa gireceğimi düşünmüş olacak ki coştu da coştu yan yan bana bakarak konuşurken.

Letonya yemeği yapıp süryani şarabı açtım. Neden acaba?!! 12 liraya aldığım üstü yün altı köpek patisi gibi çoraplarımı artık yıkamam gerektiğine kanaat getirdim. Emirgan'da çay içtim. Bilgin marketten alışveriş yaptım sahilde yürüdüm.

Yuvasız Kuşlar isimli Türk filmini seyrettim Ediz Hun Filiz Akın. Ediz Hun sadece yatağına giren ama kendisini Ediz'in karısı zanneden Suzan Avcı'ya 'sana hiç bir zaman ümit vermedim ben şimdiyse evimin kadını çocuklarımın anası olacak kadını buldum' diyodu. Bi kuşağın bu filmlerle büyüdüğüne inanasım gelmiyo ama izledikçe daha iyi anlıyorum yazlıktaki Edirneli teyzelerin bana neden küçük orosğu muamelesi yaptığını.

Bu Nesli olmakla ve O Nesli olmak arasındaki farkı anlayabiliyorum ve hayatımda ayrımlar yapmaktan hoşnut olmamakla birlikte biraz büyüyo olduğuma işaret ettiğini hissedip seviniyorum. Büyüyünce sıkıcı bi Nesli olur muyum acaba? Bu aralar Nesli sen bi sitcom karakterisin lafını sıkça duyuyorum ama bu büyüdüğümde işime yarayacak mı çok emin diilim.

Organize işlerde bi sahne var. Süpermen Asım abiye gidip, sevdiği kızın derdini çözmesi için kötü adamlarla gitmeyi teklif ediyo. Olurdu olmazdı derken Asım da 'peki nerde bu adres' diye sorunca süpremen 'cebimde abi' diyip adres yazılı kağıdı cebinden çıkarıyo... İşte bu günlerde ben o süpermen olmak istiyorum. Ama...
Kahramanım sen ol istiyorum.

No comments: