27 September 2009

Laf ebesi!
Ebenin lafı gibi mi...
Nası gibi yani?
Sabranım hayrınıza gibi
Gibi derken
Hayrınıza diyorum yani, hayrınız için sabır gerekir.
Sabır iyidir.
Hayır da ööle.
Sabrınız ne peki?
Hayran olduğum şey işte...
İşte derken?
E sabrınız!
Hee

21 September 2009


Birilerinden evlatlık alınan bebeği yurt dışına kaçırma planları yaparken, starfucks'la kavga ediyorum artık short verdikleri herşeyin içine şeker koyuyorlar diye. Sonra Sudan'da kadınlar futbol ligi olsun diye Barac Hussein Obama ile İbo'yu TOG'un baçesiden buluşturuyorum. Boğaz köprüsündeki ışıkları onaran dağcı çocuklarla kırıştırmak için Nepal'e gidiyorum ama sonra bir bakıyorum Bandırma Koparan tesisilerindeyim ve gençlik konseyi ahalisi varken bikiniyle denize girdiğim için Evren Ergeç (aslında Adnan Gül olmuş) beni azarlıyo. Bu bi rüya ve ben ne yazık ki hepsi için ayrı çıkarımlarda bulunabilecek kadar beynimin ne kadar amcıklamış olduğunu farkındayım. Hay allaaam yau ben neyim bööle? :)

15 September 2009

Bolguma www.blogger.com'dan giremiyorum. Sonra amına koyiim diyince ben kabahatli oluyorum küfür ettim diye. Ben mecbur muyum vtunnel'dan bi yerlere girip sonra da acilan sapık supuk reklamların müziklerini dinlemeye. Sulh cezanın da amına koim türk yargısının da... Gelsinler beni kapasınlar. Valla alıp beni bi yere kapasınlar. Uzun süredir İstanbul trafiğinin haline bakıp ulan şu resmi anlatabilsem memleketin haliyle ilgili herşeyi anlatmış olucam ama doğru kelimleleri bulamıyorum diye düşünüyorum. Bu memleketteki insanlar çevre yoluna emniyet şeridi yap-mayacak kadar aptal. Sıkışık trafikte ilerleyebilmek için kafalarını soktukları 70 cm. kadar dünyaları olan, boklu arabalarına pis kokulu benzinci eşantiyonlarıyla temiz süsü veren ayılar. Arabalarını da beyinleri kadar kullanabilen memleketim insanından bi sikim olmaz. Ben de onlardan biriyim günün sonunda. Bu akşam gerçekten çıkıp Beşiktaş'ta soyunsam sonra beni döve döve içeri alsalar diye hırslandım. Neden yapmak istedim bilmiyorum saçma evet ama hiç bişe yapamıyorum. Karar verdim çocuk yapmiicam, evlat da edinmiicem. Kendim ve başkalarıyla ilgili hiç bi sorumluluk taşıyacak 'yer'im yok. Buralı diilim ben. Uzaylıyım sıkıcıyım edepsizim var mı a.q.

Uzun uzun hayal kuruyorum. Çayır çimen.

13 September 2009

Sokağa arnavut kaldırımı döşüyolar. Aralardaki küçük sokaklarada kaldırım yaptılar insanlar arabalarını götlerine soksun diye. Mahallenin yaşlı teyzeleri ara ara taşları döşeyen belediye işçilerini darlıyo diye duymuştum bu kşama şahit oldum. Bi teyze belediye amcasını yakalmış, bu kaldırım çok geniş olmuş birazcık şuralardan daraltın yahu arabalar nasıl geçecek burda??? diye. Çok güldüm durdum izledim. Teyze de onu izlediğimi farketti sanırsam ve kendisini yürekten desteklediğimi hatta lafa gireceğimi düşünmüş olacak ki coştu da coştu yan yan bana bakarak konuşurken.

Letonya yemeği yapıp süryani şarabı açtım. Neden acaba?!! 12 liraya aldığım üstü yün altı köpek patisi gibi çoraplarımı artık yıkamam gerektiğine kanaat getirdim. Emirgan'da çay içtim. Bilgin marketten alışveriş yaptım sahilde yürüdüm.

Yuvasız Kuşlar isimli Türk filmini seyrettim Ediz Hun Filiz Akın. Ediz Hun sadece yatağına giren ama kendisini Ediz'in karısı zanneden Suzan Avcı'ya 'sana hiç bir zaman ümit vermedim ben şimdiyse evimin kadını çocuklarımın anası olacak kadını buldum' diyodu. Bi kuşağın bu filmlerle büyüdüğüne inanasım gelmiyo ama izledikçe daha iyi anlıyorum yazlıktaki Edirneli teyzelerin bana neden küçük orosğu muamelesi yaptığını.

Bu Nesli olmakla ve O Nesli olmak arasındaki farkı anlayabiliyorum ve hayatımda ayrımlar yapmaktan hoşnut olmamakla birlikte biraz büyüyo olduğuma işaret ettiğini hissedip seviniyorum. Büyüyünce sıkıcı bi Nesli olur muyum acaba? Bu aralar Nesli sen bi sitcom karakterisin lafını sıkça duyuyorum ama bu büyüdüğümde işime yarayacak mı çok emin diilim.

Organize işlerde bi sahne var. Süpermen Asım abiye gidip, sevdiği kızın derdini çözmesi için kötü adamlarla gitmeyi teklif ediyo. Olurdu olmazdı derken Asım da 'peki nerde bu adres' diye sorunca süpremen 'cebimde abi' diyip adres yazılı kağıdı cebinden çıkarıyo... İşte bu günlerde ben o süpermen olmak istiyorum. Ama...
Kahramanım sen ol istiyorum.

12 September 2009

Film izledim bu akşam... 'Il Postino'... Gerçekten böyle şeyler var di mi hayatta diye içlendim bol bol.

And because love battles
not only in its burning agricultures
but also in the mouth of men and women,
I will finish off by taking the path away
to those who between my chest and your fragrance
want to interpose their obscure plant.

About me, nothing worse
they will tell you, my love,
than what I told you.

I lived in the prairies
before I got to know you
and I did not wait love but I was
laying in wait for and I jumped on the rose.

What more can they tell you?
I am neither good nor bad but a man,
and they will then associate the danger
of my life, which you know
and which with your passion you shared.

And good, this danger
is danger of love, of complete love
for all life,
for all lives,
and if this love brings us
the death and the prisons,
I am sure that your big eyes,
as when I kiss them,
will then close with pride,
into double pride, love,
with your pride and my pride.

But to my ears they will come before
to wear down the tour
of the sweet and hard love which binds us,
and they will say: "The one you love,
is not a woman for you,
Why do you love her? I think
you could find one more beautiful,
more serious, more deep,
more other, you understand me,
look how she's light,
and what a head she has,
and look at how she dresses,
and etcetera and etcetera."

And I in these lines say:
Like this I want you, love,
love, Like this I love you,
as you dress
and how your hair lifts up
and how your mouth smiles,
light as the water
of the spring upon the pure stones,
Like this I love you, beloved.

To bread I do not ask to teach me
but only not to lack during every day of life.
I don't know anything about light, from where
it comes nor where it goes,
I only want the light to light up,
I do not ask to the night
explanations,
I wait for it and it envelops me,
And so you, bread and light
And shadow are.

You came to my life
with what you were bringing,
made of light and bread and shadow I expected you,
and Like this I need you,
Like this I love you,
and to those who want to hear tomorrow
that which I will not tell them, let them read it here,
and let them back off today because it is early
for these arguments.

Tomorrow we will only give them
a leaf of the tree of our love, a leaf
which will fall on the earth
like if it had been made by our lips
like a kiss which falls
from our invincible heights
to show the fire and the tenderness
of a true love.

PABLO NERUDA

Yuchai marka loder tarafından parçalanan asfalt parçalarının koca koca kamyonlara atılma sesiyle uyandım. Bol bol çalıştım. TOG'a verilcek iş hala bitmedi. KD desen oho-oooooo. Ömür biter KD işi bitmez gibi. Tadilat işlerini yapmak için gelip 30 liramızı çarpıtıktan sonra banyo contasının nasıl değiştiğini tarif edip bana yaptıran Cokşun Usta apartman kapısını nasıl kapamam gerektiğini öğretti bana sabahleyin. Sloganımız, kapıyı sonuna kadar aç sonra itmeden bırak! Perihan hanımın ölen teyzesinin gelecekte müze olaraka hizmete açılacak dairesindeki parkelere sistre yapmaya başladılar. Bali kokusu misss gibi bütün apartmanda.

Bol bol hastane gezdim hasta ziyaret ettim. Bugün her çalan 3 telefondan biri bi hastalık haberi verdi şaka gibi yau. Aileme bu akşam yıkanmalarını önerdim bu cenabetlikle giderse 3 aya kalmaz 'nesli'miz tükenecek diye. Ama bir de bebek haberi aldık, yeni bebek uğuruyla gelir dedi annem. Annem bu ara bol bol beylik laflar ediyo. Galiba artık beni eskisi kadar iplemiyo. Bi tek yüzüm asık olduğunda 'aa neslim naber' diyo, onun dışındaki zamanlrda hep anlamadığım şeylerden tanımadığım kişilerden bahsediyo. Babama exel'de sayfa düzeni anlatmaya çalıştım. Bi yaştan sonra hayal etmek imkansız olabiliyor babalar için :)

Herkes sel gelecek diye bi tribe girdi. Saat 00:58 henüz bir hareket yok. TV'de fantastik hayat devam ediyor. Babam dürüst insanlara salak muamelesi yapılan dizileri seviyor annemse aynı anda hem dünyadan futbol, hem aşk filmi hem de mahalle dizisi seyredebiliyor. Lisedeki eski sevgilimin mevsimi geldi. On beş bininci kere ve yine benle evlenmezse yaşamayacağına karar verip, mevsimlik patlamasının faturasını bana kesti. Seneye yine gel bi bakarız dedim. Geçen sene beni öğrencilerinin önünde taksimin ortasında rezil eden çocuk bu işte.

Ben kolpa olmayı kimden öğrendim? God of War'daki Kratos'tan olabilir mi acaba? Kedi seven biri olsaydım bu yalan gerçeğim olabilirdi... Kendi kendime yaptıklarımla böbürlenip ciğere dolan bi kova gazdan başka bişe olmazdım. (Ertan'ın göğsünde hortum var, ciğerlerindeki havayı ve pis kanı kovaya boşaltıyo.)

Mirkelam'ın bi şarkısı vardı ama hatırlayamıyorum.
Da- ha dün an-nee-mi-zinnn kol-la-rrın-da ya--şarr-ken
Çi-çek-li bah-çee-miii-zin yol-la-rın-da koşş-ar-ken
Şim-di o-kul-lu ol-dukk.... diye miydi?

11 September 2009


Perşembe!

Meliha hanım, evde yabancı erkek kriziyle yine komik bi güne imza attı. Ayrıca okuma lambalarının bağlı olduğu 3'lü prizin fazlalık olduğunu düşünüp prizi yerine! kaldırmış. Buralara (benim geçtiğim yerlere) yağmur düşmedi. Annem daha iyi, ama bu sefer de kuzen içine verdi. O da iyi şimdi sanırsam. Starfucks bugün bize santralde kahve ikram etti ama galiba Garanti kartları orada geçerli olmayacakmış. Bence sıkar biraz ama görücez. Bizim kattaki eski bilgisayar lab'ının oraya çelik stunlar yaptılar aralarına cam koyup 3 tane yeni ofis olcakmış. Darısı başımıza. Tanrı sabrımı, dimağımı ve yapabilirliğimi sınıyor, tam da sen yokken :) Neyseki etrafım can kaynıyo. Bugün komik Nesli olduğum zamanlarda oldu tabi.

Dün yağmur yağarken Üsküdar iskelesinde bir grup adam ellerinde şemsiyeyle şöyle bi tekerleme söylüyodu 'baybay an şemşiye 5 milon baybay an baybay an'. Dilime takıldı bugün içimden hep bunu sööledim. Sucu arkadaşım Cengiz bana artık büyüdün Nesli*han ne zaman bu işi bırakıp daha normal bi iş yapıcan die sordu :) Ben de bilmem ki bence normal bi işe kimse beni almaz dedim.
Gün be gün yazmaca işinde biraz sıkıcıyım galiba. Bi de lens olmadan hiç bişe göremediğimi farkettim. Zaten gördüklerim de işe yaramıyor. Annem 'bakmakla görmek arasındaki fark hayatının bi parçası olunca büyicen' demişti. Ben aslında annemle sucu arkadaşım Cengiz'in arkadaş olması gerektiğini düşünüyorum. İlerleyen zamanlarda bu gün'den yazma işi daha yaratıcı olabilir umarım. Deniyorum. Naber neslim dersen aynı fotodaki gibiyim. Bi şaşkın şaşkın bakıyorum etrafımda olup bitenlere, anlamsız, aptala benzer bi halde ve tabii her zamanki gibi safi kafa ve kulağım. Şimdi papatya çayı...
baybay an şemşiye 5 milon baybay an baybay an
baybay an şemşiye 5 milon baybay an
baybay an şemşiye 5 milon
baybay an şemşiye
baybay an
baybay



09 September 2009


Siz yokken sayın bay.
Beyazgül Caddesi bıraktığım gibi. Salı pazarı, eşili sokak, emlakçı Erdal, kapıdaki kediler, bi seferde köşeyi dönebilen otobüs, çapraz eve gelen mini cooper'lı kız, sevgilisine sarılmış Kara...
Bu gün burası çok yağdı. Akşam üzeri bir grup kumarbaz arkadaşın borç tahsilatı için İstinye Parka'a gittim yancı olarak. 39.90'a çok güzel bi yelek aldım. Nuddle yedim. Pazar henüz kalktığı için park yeri kolay buldum.
Şimdi internet ve buzdolabının keyfini sürüyorum. Kendimi iyi tutmaya gayret ediyorum.

07 September 2009

Erenköy'de semt pazarının etrafında araba parketmeye çalışan kadınlar, annemin gece gece aç kalmayalım diye yaptığı 20 cm. çapındaki minik börekler, Güner teyzeyi ziyarete gelen Deniz abla... Anadolu yakasından haberler aynı :)