31 July 2009


Biri Bana GÖT Olmayı Öğretsin

Olduğu gibi hatta sırf olduğu için kabul etmek Nesli’ye baki...

Amına koyarım ben böyle işin dedim ilk defa. Kontrol edemedim duygularımı.


Bu akşam birinden tanımadan nefret ettim. Tam olarak nefret etmek diil de... Yok saydım. Olmasa keşke dedim. Olsun ama benden uzak olsun, zaten yok gibi bişey benim nazarımda dedim. TOG’da çalışırken özellikle de TOGAtak zamanları bi hissiyat olurdu, onca memleketten gelen güruhun içinde hareket etmeye çalışırken... Birileri birilerinden sırf ‘biri’ olduğu için nefret ederdi. Yok sayardı. Bulduğu ilk boşlukta dedikodusunu yapar arkasından laf ederdi. Hiiiç mi hiç anlayamazdım o zaman bu hissiyatı, birine sırf bişe olduğu için ‘O’ ve ‘YOK’ demek...


Bu akşam biri benim için ‘O’ ve ‘YOK’ oldu.


Hiç ayırmadım ben kimseyi kimseden bu zamana kadar. Ayrımcı ve tek tiptir başkada bişey olamaz dediğim halimin en fenası CHP'ye oy veren ebevyn tanımlamam olmuştur ki; kendileri candır benim için ‘olsun CHP’ye oy versin’ der geçerdim. Onların bi kabahati yok kabahat çakma cumhuriyet ve demokrasi tanımında. Ama yine de kızmaktan alamazdım kendimi...


Amerika diye bi yer yok aslında diyip duruyorum hep. Amerikan-lı olan herşeyi açıklama çabasına girmeden, hayatımda aramadığım tek gerçek olarak bu durumla rahat rahat yaşayabiliyordum. Nasıl hala sudolunun birden çok çözümü olduğunu iddaaa ediyor ama kanıtlayamıyorsam bu da onun gibi bişey işte. Amerikalı birileri görünce de ‘ahahah Amerika var sanıp bi de geldiklerini iddaaa ediyolar’ diye içimden geçiriyodum. Amerikalı olanla ilişkim, ekmek kağım sınırları içinde bi iki soruyu yanıtlayıp çay içmek ister misin demekten öteye geçmemişti hiç. Gittikten sonra da arkalarından ‘uzaylılar işte bak şunu dedi bunu yaptı’ derdim en fazla. Bu akşam aklıma şöyle bişe geldi: Gerçekten İtalya’da bi yaz kampında çalışmakla Irak’ta asker olmak arasındaki farkı bilmiyor olabilirler mi? Gerçekten ikisi de onlar için aynı şey olabilir mi, böyle bişe olabilir mi gerçekten yaa? O gerçekte bir hayata ve düzene doğmuş olup aslında ‘onlar da insan’ olabilirler ve ben bunu anlayışla karşılayabilir miyim? Şimdilik yapamıyor hatta yapmak istemiyorum. Eğer bunu da yaparsam yuh bana... Bu sefer ben insan olmaktan çıkıcam. Sıçarım yaa! Olmiicam anlayışlı biri, saygı da duymiicam bundan sonra kimseye.


Saygı demişken, tam da saygı sınırımı sınarken bu akşam, saygısızlığın ne demek olduğunu da bizzat yaşayarak öğrenmiş hatta çok da kırılmış buldum kendimi. Duymak istediğimle görmek istediğim kadarına zahmet edip katlanabilen canım olsun bundan sonra. Prensesime tecavüze eden bitmiştir benim için.


Biri bana göt olmayı hatta ben olmayı öğretsin diye t*shirt bastıracam kendime ve yırtılna kadar giyecem. Ben bu kadar debelenip salak salak oyunların hikayelerin içinde, zihinsel olandan biraz uzak içimden geçene çokca yakın bi hayatın aslında var olduğunu anlatmaya ve anlamaya çalışayım, ‘sığ’ olan götümde patlasın olacak iş mi? Evet hatta il(l)ahi adaletin taa(mcık) kendisi.


Allah güle güle oturmak nasip etsin iyi günlerde... Halbuki bambaşka şeyler yazmayı hayal etmiştim buraya yeni heyecanımla ilgili...

No comments: