01 July 2008

Bi de küçkken ağlarken ben annem hep ayaklarımı ovardı. Çünkü ağlamaktan katılmak diye bişey varmış, ben de eğer sinirlendiğim için ağlarsam katılırmışım. Katılınca da ayak parmaklarımı büzüştürüp birbirine kitleyip kasılır kalırmışım; o da kasılıp kalmasın ayaklarım diye beni sakinleştirmek için ovarmış hep ben ağlarken. En son hatırladığım ağlama hikayesi... Hakan diye bi çocukla Hakanların evinde oyun oynarken boktan bi plastik arabayı paylaşamadık diye delirmiştim. "Tamam Neslim sakinleş öyle ağla bebeğim" diye diye ovdu annem ayaklarımı. Şimdi ayaklarımı o yüzden elletmiyorum galiba. "Haaaaayııııırrr gergin değilim beeeeennnn sakinleşmeye ihtiyacım yoooook, kasılıp kalmayacağım da korkma" demek için, her halimi milletin sırtına yük sandığımdan olabilir. (Kulakları çınlasın kim der di; tabi hayat senin etrafında dönüyo bencil pezevenk diye) Başka bi ağlama durumu da şu; eğer kalabalık bi yerde ağlamaya başlarsam e haksızsam annem hemen elimi ellerinin arasına alıp "sus" derdi o sırada ben susmaya çalışırken hıçkırık tutardı gözlerim pörtlerdi. Şimdi kimsenin yanında ağlayamıyorum ya bu yüzden olabilir. Sus ve pörtle.
Hee bi de sinirlenince sağa sola saldırıp hızımı alamayınca koşup koşup kendi kafamı duvara çakma durumları var ki.. O en zor olanı. Yıllarca uğraştılar geçsin diye. Oraya hiç girmeyeyim. Çıkamam :)
İşte böyle hatırladıkça hatırlayası gelio insanın. Ne güzel şeymiş büyümek.

No comments: