18 June 2008


Doğmuşla Olmuş – Reklamla Şaka arasında nasıl bi bağ olabilir?
------------------------
…Dans ediyodum bi de sabahlaraaa kadar. Hiç batmayan güneş kendini daha bi belli etmeye başladığı zaman ayılıyodum. En güzel akşam güneşinin düştüğüne inandığım yerde buluşulurdu hep. Öyle romantik bi yer de diiildi aslında. Buluşulanlar, başlayacak akşam güzel olduğu için olsa gerek. En çok ayıplanan şeyin çimlere basmak olduğu yerde, yaya yaya yatmak o çimlere, sonrada arkandan deli gibi söylenerek gelen bekçiden kaçmaktı güneyden gelen olmak. Ayakkabılarımla olan kavgamın tek taraflı olduğu zamanlardı bi de. Kayboldular bir sürü kere. Noldu sonra, unutulduğu yerde bulundu her seferinde. Umurumda olmadı kaybolmuş olmaları. Ayakkabısız yürünebilen üstüne bi de yadırgandıkça yavşakkk halimin hazzını perçinleyen en güzel yerdi. En çok korktuğum ama en cesur olduğum zamandı. Paris’ten gelmişim gibi sağlık hizmetlerini amansızca eleştirip hastaneleri birbirine kattığım yerdi bi de orası. Aylardır annemle konuşmadığımı, hastalanıp ölücem sandığım hastane odasında hatırladığım yerdi. Pencere önlerinden ayaklarımı aşağı sarkıtıp sigara içtiğim zaman kendimi evimde gibi hissediyodum. Evimde hiç ayaklarımı camdan sarkıtıp sigara içmedim halbuki. Ama ne zaman pencere kenarında ayaklarımı bi yerlere sallaya sallaya sigara içsem keşke burası benim olsa diyorum. Her yeri deniz kokan yer.
Sokak

“Çok özledim” dedim. Sanki ses başkasından geldi. Birden çıkıverdi ağzımdan 2 kelime. ÇOK ÖZLEDİM. E o zaman bakmasaydın fotolara kaltak. Özledin de ne oldu? Buradasın işte. Geçti canım, hadi. Şimdi sıra kızında.

No comments: