10 May 2008


En sevdiklerimin canı acıyorken...
Korkuyorum.
Küstüm.
Öfkeliyim.
Çaresiz miyim? Bilemiyorum. Neye çare? Neden çaba? Ne yapcaamı bilemeden korkulu, babamı aradım ve ne söyliicenin önemi olmadan hüngür föşür barrrrr diye ağlayıp anlamadığı bi takım cümleler kurdum. Baba. Sustu, hayatın seçtiklerin kadardır, siktir et desem yapabilir misin? hep kendin bildin nerde olman gerektiğini, kimin ne dediğine bakmadan. Çünkü kendin, senin herşeyin dedi. Öyle mi acaba? Siktir ettiklerimle sikimin kalkmadıkları arasında bi yerde, içinden çıktığım, karanlık küçükcük yere dönmek istiyorum. Çıktığım yerle ilgili dertler çözülmediği sürece de her korkuda oraya dönek istemem gündeme gelicek doğal olarak.
Yarış değil ki peşinden koştuğum, neden kaybetmiş gibi hissettiğimi anlamaya ihtiyacım var. Anlatmakla anlaşılacak bişey değil. Bazı duvarlar anlamlı olduğu iddia edilen renklerle doluyken bazı duvarlar da bomboş ve renksiz, önünde birileri durmuş inşaaya renk katmaya çalışırken. Yaşamakla, katlanmak zorunda kalmak arasında bi yerlerdeyim en sevdiklerimin canı acıyorken. Maacera devam ediyor en şakasından.

No comments: