07 February 2008


Kısa süreli hafıza kayıpları
"Üsküdar Beşiktaş" tabelasını görür görmez başımda bi sancı hissediyorum ve panikle iniyorum motordan, henüz hareket etmeden. Turnikeden çıkıp duvarın köşeye ilişip derin derin nefes almaya çalışırken "sakin ol, sakin ol, sakin, saki..."
Nerdeyim?
-Beşiktaş.
Peki neden?
-Hatırlamıyorum.
Nerden geldim Beşiktaş'a peki?
-Hatırlamıyorum. Bu saatte nerden gelinir ki? Zaten Beşiktaş'ta mıydım acaba? Yok. Taksim'den mi indim? Yok. Ee? Hatırladım, Arnavutköy'den geldim buraya...
-Üsküdar'a neden gidiyor olabilirim?
Kozyatağı minibüsü, Acıbadem minibüsü... Heh acıbademe gidiyorum. Annanemlerin ordaki yokuşta inip yukarı yürüyecektim. Hee doğru 1 hafta içinde kendimi becermeyi başarmıştım.
Ertesi gün yeniden...
Alemdar'la buluşmaya giderken. Çamlıca'da köprüye az kalmışken bir tabela "Edirne... bilmem ne". Sol şeritten zaaaaarrrtt diye sağa, ordan da emniyet şeridine... Durduğumda çoktan ağlıyodum. Babamı aradım. "Nerde olduğumu hatırlamıyorum". Panikledi tabi.
Kaza mı yaptın?
-Hayır. Neden çıktım evden söyle lütfen hatırlayamadım birden panik oldum.
.....'la buluşacaktın Taksim'de. Hatta bagaja da armut koltuğunu koydun, ....'e verecektin.
-..............Tamam sağol. Birden unuttum. Heyecanlandım.
Çok içme, içersen de arabayı otoparkta bırak.
-Tamam. Seviyorum.
Meğerse... çok saçmaymış, ani şoklar, kısa süreli hödödöler, travmatik neuyyy
Bu sefer buna da gülmekten katılıyorum.
Tam da o gün (okul kırmadan geçen bir günüm olmadığını hatırladığım gün), okul kırdığım zamanın kokusu geldi içime. En çok da baharı severdim (mevsim olan). Hep sokakta kalmak orda olmak, katılmak isterdim. Kaldım da, hatta doyasıya katıldım. Ne geldiyse ...Yaşıtlarıma, aynı zamanda büyüdüklerime kıyasla da hala sokaktayım. Yani sayılır. O günkü gibi diil ama. Sırf havanın kokusunu almak için koşa koşa bahçe parmaklıklarından uzaklaştığım okulun günlerinden biri gibi değil...
Şimdi bi haller oldu o halime. Duruyorum bi. Öylece kalakalıyorum geçen günkü gibi.

No comments: