31 January 2008



(d)(o)l-du(ğ)un
Çok zor ya hani...
Koşarak yaşanır ve önceliklerin değişmekte hatta değişmiş olduğu da görünemez ya.
İşte
için
Hayatımın içine sıçtım 2 günde diye ağladım ya hüngür hüngür. Sıçmadım oysaki, geleni yaşadım. Zor geldi tabi biraz.
teşekkür
Senin içinde geçerli aynı şey. Senin için de, senin için de, senin de senin de, sen de sen... Akıp gider bişeyler. Ya hızlıca geçtikleri için yanından insanlar yada sen sağına soluna bakıp göremezken onları hızlıca geçerken yanlarından. Bi bakmışsın kayıp herşey. Diil ama aslında. Biraz dumanlı sadece. Çok takılmışlar bu ara pencereleri de açmamışlar. Hay allah. Bekle azcık. Sende kafa yapmaz duman nasılsa. Bari dumanın dağılmasını bekle sarhoşluklarına kafayı takmadan. Kime diyorum acep. Senin söylediğini o nasıl alıyo acep. Söylediklerinizi kulaklarınız duyuyor mu? Yordunuz valla. Kesin, yoksa sikicem sizi.
etmekle
Benim için daha önemli gündemler var, sen gibi mesela. Söylediklerine kanmaktayım, geçer diyişine inanıp beklemekteyim geçmesini. Aynada gördüğümü sevip, sevdiğimi de görmeye çalışmaktayım. Akıyo ya hayat hızlı, bakıp da göremeden geçmemek için çaba harcamaktayım.
şükretmekle meşgulüm bu günlerde.

26 January 2008


Yes she is...
Kitabı hiç beğenmedim. "Nasıl güzel öyküler yazılır el kitabı" gibi geldi. Hiç gerek yokmuş meğerse beklemeye heveslenip heyecanlanmaya.
Hayal kurmak güzel, olmasını dilemek de... Nasıl olacağını varsaymaksa tehlikeliymiş. Çok tehlikeli. Çok acıyo.
Ne zaman istersiniz, en yakın ne zaman uygunsunuz? dedi. Hemen dedim. "En kısa sürede"...Şimdi uzuuun bi süre sesssiiizzzzz.
Nesli...

23 January 2008

1)kapagi yada adi yuzunden cok keyif aliicami dusunup tokatlar dolusu maceraya surukleniceem sandigim kitaba baslayamamak gibi. ya kapi calarsa ya yolculuk erken biterse ve kitap yarim kalirsa... halbuki okusam ne guzel olur, ne de guzel okurum aslinda..cesaret etmek lazim tabi. neyse.
2)herkesi oldugu gibi kabul etmekte ustume yok. tanimiyoru yani. neden herkes oldugu gibi olsun ki? niye geldikleri ggibi aliyorum. hic mi kiymetli degiller yoksa ben mi cok degersizim. oldukalri gibi geldiklerinde gercek´lesiyolar hayatimda belkide ondan kendimi gormezden gelislim. sikerim neyse.
3)son zamanlarda yapmayi ogrenmeye calistigim bisey var. inclusion. benide kendileri gibi inclusion manyagi yapan, yaparken birbirlerini delilermis gibi 'kamu' olduklari icin elestiren cok sevgili buyuklerim, abilerim ablalarim. begendiniz mi yaptiginizi? allah sizi basimdan eksik etmesin.
4)bi de upper olmakla ilgili bi mevzu var ki offf. odum patliyo.
bi de yorgunum cok. bi de ozledim.

20 January 2008

Buyurun Benim.

Bir kere daha her türlü kadın hareketine karşı olduğumu hatırladım ve hiç pişman değilim. Şaka gibiler. Tacizi, sarkıntılığı "kadına uygulanan şiddet" kadar kısır bi yerden gören, dünya görüşü muhterem "insanlar". Sınıfsal mücadelelerini, yarattıkları en ala "class"larında sürdüren, mastürbasyon için kendi vibratörlerini kendileri üreten "güzel(!)" kadınlar. Çirkin olsanız daha mı iyi olurdu acaba? Mevzu daha az kişisel alınıp "şiddeti" herkesin anladığı yerden tanımlayıp, ürettiğiniz başetme yöntemleri daha "katılımı beceren" bi yerden olamaz mı? Böylesi daha pratik çözümlere yardımcı oluyosa ne güzel? Vapurda uğradığın tacizi protesto et kimse seni pandiklemesin. Bu mu yani? "Şahane götümü" pandiklediler o zaman benim de onları eşşek gibi iğneyle dürtmeye hakkım var. Oldu o zaman. Kadın olmaktan öte, şiddeti "ııı seni sapık adam al sana bi iğne" kampanyasıyla kınayabilen herkesi kutluyorum.

Ama bi dakka ben bu mevzunun altındaki fikri tam anlayamamış da olabilirm. Ordaki iğne aslında bir ironi. Ne kadar da "sığ"ım. Burda aslında anlatılmak istenen bambaşka bir dert var. Canım yakanı ben de acıtırım değil mevzu. O zaman mevzunun iletişim çalışmasının başarısızlığı. "davayı" başarılı bi şeklide anlatacak kadar çalışmaya vakit olmadı belkide. Ben çok fesatım. Ne de olsa gönüllü bi girişim. Derdini adam gibi anlatabilen bi kampanya iletişimi olamamış maalesef.

Sırf kadın olmaktan dolayı uğranan her türlü taciz ve şiddeti aktivist yöntemlerle protesto etmek, davayı sokaklarda savunmak, iki güzel lafa kanıp "en....(iyi bişe) kadın" olarak nitelendirilip bir erkeğin önce prensesi sonrada çok sevdiği için oyuncağı olma hastalığını tedavi edebiliyo mu? Eğer öyle ise bende size katılıyorum.
Hatta biraz daha ucuzlaşıp, sözlerime, mahalle kavgalarında sıkça başvurulan 9-12 yaş arası çirkeflikle son vermek istiyorum. "Katılıyorum... Hem de gülmekten".