27 November 2007


Bu gece önce dünya hızlı dönüyo sandım. Sonra anladım rüzgar sert, bulutlar hızlı geçiyo tepemdem o yüzden. Kim bilir daha neleri ne sanıyorum aptallığımdan. Çok uğraştım aptal olabilmek için ben. Bazen hala çabalarken buluyorum kendimi. Ne kasıcam akıllı olmaya. Birileri benim yerime akıllı oluyo nasılsa. Hatta benden çok kasıp salak olmama asabiyet bile yapanalr var yerime sağolsunlar. O zaman daha bi aptal olasım gelio işte. Bol bol aptal ol.

5 dakika sonra:
N’apıyorum acaba? Burda.
Bu akşam takside, 3-4 gündür kendi kendime konuştuğumu ve sadece içimden konuştuğumu, hatta yüksek sesle neredeyse hiç konuşmadığımı fark ettim. Çok şaşırtıcı olmasa gerek. Acaba geceleri uykumda konuşuyor muyum? Ağlıyor muyum peki? Sitem ediyor muyum? Neyin sitemini edicem ki? Tıpış tıpış… İstediğim kadar bır bır. Buradayım işte. Tüm gerçeği de dünyalar biliyo. Gerçi herkesin bildiğinin çoğu bildiğini sandıklarından ibaret ya neyse. Hayatta öyle zaten. İyi/ki.
Kişi kendi gibi bilirmiş ya. Ben nası biliyorum acaba. Bi korkaklık, kendi içinde baaam güüüüm patlamaca, kendi kendine takılmaca, “ne bu şimdi” paniği, neyse dur bakalım nasılsa pıssss gibi seziyorum ya… Ben miyim acaba, aslında ta kendisi miyim olduğunu sandıklarımın sahibinin? Hay allah bu da zor oldu.
Kalabalık sandığım yerde yalnız kaldım biraz ondan oluyo. Kalabalık sanmasam hiç bişe olmaz aslında. En cici kardeş “yalnız” bana aslında. Bu sefer korkuyorum diyekızmıyorum, ilk defa. Çünkü günden güne aslında haklı olabileceemi düşünüyorum korkmakta. Bekliyorum. Neresindeyim, nerdeyim, kasmıyorum.

Yerim olmadığını hatırladığımda daralıyorum. O kadar da olsun. Sıkışmış da değilim. Aksine. Suntaya çakılan bilyeli kaykayların arkasına, çöpte bulunan iplerle bağlanmış konserve kutusu gibiyim. Bilyeli nereye ben oraya. Korka korka mı şımara şımara mı? Bilemedim ama… aynı bokun soyundan gelmeyiz işte. Ha sen ha ben. Korkun gelince söylememezlik etme de ne yaparsan yap.

No comments: